Pazar , 22 Ocak 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 7.Söz İzahlar » 11- Diğer ilaç ise, şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzak-ı Rahim’in rahmetine itimattır.

11- Diğer ilaç ise, şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzak-ı Rahim’in rahmetine itimattır.

İkinci ilaç: Şükür, kanaat, dua ve Allah’ın rahmetine itimattan müteşekkil bir ilaçtır. Bu makamda, şükür, kanaat, dua ve Allah’ın rahmetine itimat hakkında biraz mütalaa yapacağız. Bu sayede bu ilacın kıymeti bir derece daha iyi anlaşılmış olacaktır.

 

Şükür hakkında:

Şükrün manası: Sana iyilik yapanı, yapmış olduğu iyilikten dolayı övmendir. Şükrün zıttı ise küfran, yani iyiliği bilmemek ve nankörlüktür.

Üstadımız şükrü şöyle tarif eder: “Şükür, nimetleri doğrudan doğruya Allah’tan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.”

Yine denilmiştir ki: Bir kulun şükrünün üç rüknü ve üç esası vardır. Bir kulun şükredici olabilmesi için bu üç rüknü eda etmesi gerekir:

Birincisi: Kulun, üzerinde bulunan Allah-u Teâlâ’nın nimetlerini itiraf etmesidir.

İkincisi: Kulun, üzerinde bulunan bu nimetlerden dolayı Allah Teâlâ’ya hamd-ü sena etmesidir.

Üçüncüsü: Kulun, kendisine verilmiş olan nimetleri Allah’ın rızasını kazanma yolunda sarf etmesidir. Bu üç esası yerine getirebilen şükrünü eda etmiş demektir.

Süfyan İbn-i Uyeyne Hazretleri şükür hakkında şöyle demiştir: “Şükür, Allah’ın yasaklarından sakınmandır.”

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri ise şükrü şöyle tarif etmiştir: “Şükür, Allah-u Teâlâ’nın nimetlerinden hiçbiriyle O’na karşı isyan etmemendir.”

Ömer İbn-i Abdülaziz de şöyle buyurmuştur: “Allah’ın nimetlerini, ona şükrederek bağlayın! Allah’a şükretmekse isyanı terk etmekten ibarettir.”

Ve yine denilmiştir ki: “Şükür, eldeki nimetin bağı; gelecek nimetin de avcısıdır.”

Kanaat hakkında: 22. Mektubun 2. Mebhasını mütalaa etmek faydalı olacaktır:

Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki, büyük bir zatın divanhanesine giriyorlar. Birisi kalbinden der: “Beni yalnız kabul etsin; dışarıdaki soğuktan kurtulsam bana kâfidir. En aşağıdaki iskemleyi de bana verseler lütuftur.”

İkinci adam, güya bir hakkı varmış gibi ve herkes ona hürmet etmeye mecburmuş gibi, mağrurane der ki: “Bana en yukarı iskemleyi vermeli.” O hırsla girer, gözünü yukarı mevkilere diker, onlara gitmek ister. Fakat divanhane sahibi onu geri döndürüp aşağı oturtur. Ona teşekkür lazımken, teşekküre bedel kalbinden kızıyor. Teşekkür değil, bilâkis hane sahibini tenkit ediyor. Hane sahibi de ondan istiskal ediyor.

Birinci adam mütevaziâne giriyor, en aşağıdaki iskemleye oturmak istiyor. Onun o kanaati, divanhane sahibinin hoşuna gidiyor. “Daha yukarı iskemleye buyurun!” der. O da gittikçe teşekküratını ziyadeleştirir; memnuniyeti tezayüd eder.

İşte, dünya bir divanhane-i Rahman’dır. Zemin yüzü bir sofra-i rahmettir. Derecat-ı erzak ve merâtib-i nimet dahi iskemleler hükmündedir.

Hem, en cüz’i işlerde de herkes hırsın sû-i tesirini hissedebilir. Mesela… (Devamı için 22. Mektubun 2. Mebhasını okuyabilirsiniz.)

Dua hakkında: 24. Mektubun 1. Zeylini mütalaa etmek, duanın manasını anlamak hususunda faydalı olacaktır. O uzun bahsi burada kaydedemedik.

Allah’ın rahmetine itimat hakkında: Bu mesele için 5. Sözdeki temsili mütalaa etmek çok faydalı olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*