Pazar , 30 Nisan 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 7.Söz İzahlar » 12-) Kâmil insanlar fakr ile fahretmişler.

12-) Kâmil insanlar fakr ile fahretmişler.

Evet, kâmil insanlar fakr ile fahretmişlerdir. Bu makamda, kâmillerin en kâmili olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in fakirlik hakkındaki bazı sözlerini nakledecek ve bu sözler üzerinde tefekkür ederek bu fahrı bir derece anlamaya çalışacağız.

Enes Bin Malik (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herkesin bir sanatı vardır. Benim sanatım da fakirlik ve cihattır. Bunları seven, beni sevmiş olur. Bunlara buğzeden bana buğzetmiş olur.” (Buhari)

Abdullah b. Ömer (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Halkın Allah’a en sevgili olanları fakirlerdir. Çünkü Allah’ın en çok sevdikleri, peygamberler olduğu hâlde onları da fakirlerden eyledi.”

Enes Bin Malik (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müminin dünyadaki tuhfesi (yani makbuliyetinin nişanı) fakirliktir.” (Keşf-ül Hafâ Aclunî)

“Fakrım benim fahrımdır. Ben onunla iftihar ederim.” (Keşf-ül Hafâ Aclunî 2-87)

“Allah Resulü, Cebrail ile oturmuş sohbet ediyordu. Kim bilir kaç günden beri ağzına bir şey koymamıştı. Cibril onun en sadık dostuydu. Cebrail’e bu durumunu söyledi: “Günlerdir ağzıma bir şey koymadım.” Birden gök gürültüsü gibi bir ses duyuldu. Bir melek iniyordu. (İmam Taberani onun İsrafil aleyhisselam olduğunu söyler). Cebrail, Efendimiz (s.a.v.)’e bu meleğin dünyaya ilk defa indiğini haber verir. Melek Cenab-ı Hak’tan selam getirmiştir. Allah (c.c.) sormaktadır: “Melik bir peygamber mi, yoksa kul bir peygamber mi olmak istersin?” Allah Resulü, Cenab- ı Hak’tan gelen bu teklif karşısında tahayyürle Cebrail’e bakar. Cebrail Allah Resulü’ne işaret eder ve şöyle der: “Ey Allah’ın Resulü! Rabbine karşı mütevazı ol! Allah Resulü de aynı şeyi talep etti. “Kul bir peygamber olmayı isterim!” (Müsned, 2/231; Kenzü’l-Ummal, 7/191)

Efendimiz (s.a.v.)’in fakirliği övdüğü birçok hadis-i şerif mevcuttur. Bazıları şunlardır:
“Fakirlik, dünyada mümine hediyedir.” (Taberani)
“Fakir, Allah-u Teâlâ’nın dostudur. (Deylemi)
“Cennet sultanları fakirlerdir.” (İbni Mace)
“Cennettekilerin çoğu fakirlerdir. Hor görülen fakirler cennetliktir.” (Buhari)
“Fakirlerin dua ve namazları ile bu ümmete yardım edilir.” (Nesei)
“Fakirlerinizin gönlünü alarak bana yaklaşın!” (Tirmizi)
“Fakirleri hor görmeyin! Onların hürmetine yardım görüyor ve rızıklanıyorsunuz.” (Buhari)
“Ya Aişe, bana kavuşmak için fakir yaşa!” (Tirmizi)
“Fakirleri sevin, onları seveni Allah-u Teâlâ sever.” (Deylemi)
“Allah-u Teâlâ’nın takdirine razı olan fakirden üstünü yoktur.” (İ.Gazali)

Yine Resulullah (s.a.v.)’in şu şekillerde dua ettiği rivayet olunur:

“Allah’ım beni fakir olarak öldür, zengin olarak değil. Ve beni kıyamet günü fakirlerle beraber haşret !” (Kütüb-ü Sitte)

“Ya Rabbi, Müslüman fakirlerinin hürmetine zafere kavuşmayı nasip et!” (Taberani)

“Ya Rabbi, fakir yaşayıp fakir olarak ölmeyi ve fakirlerle haşrolmayı nasip eyle!” (Buhari)

Fakirliğin güzelliği hakkında böyle hadis-i şerifler olduğu gibi, zenginliğin güzelliği hakkında da hadis-i şerifler mevcuttur. Bu hadis-i şerifleri birlikte değerlendiren âlimler, fakirliğin mi yoksa zenginliğin mi daha üstün olduğu hakkında farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Bu görüşleri merak edenler Kütüb-ü Sitte’ye müracaat edebilirler. Bizler meseleyi daha fazla uzatmamak için o izahları burada kaydetmiyoruz.

Ancak şuna dikkat çekmek istiyoruz: Üstadımızın bahsettiği fakirlik, sadece mal yoksunluğu olan fakirlik değildir. Bir kimsenin çok malı da olsa, eğer Allah’a karşı ihtiyacını hakkıyla hissedebiliyor ve sahip olduğu her şeyi Allah’ın bir emaneti olarak biliyorsa, o da bu makamdaki fakirler zümresine dâhildir. Yoksa fakirlik ile sadece malı olmamak anlaşılmamalıdır. Zira nice zenginler vardır ki, Allah-u Teâlâ’nın katında makbûl fakirlerdendir ve nice fakirler vardır ki, Hak Teâlâ katında hiçbir makbûliyetleri yoktur. Demek burada bahsedilen fakirlik, kulun kendi fakirliğini Allah’a karşı ilan etmesi ve sahip olduğu her şeyi Allah’ın malı bilmesidir.

Bu bölümdeki şerhlerimizi Üstadımızın şu duasıyla tamamlayalım:

اَللّٰهُمَّ اَغْنِناَ بِاْلاِفْتِقَارِ اِلَيْكَ وَلا تَفْقُرْناَ بِاْلاِسْتِغْنَاءِ عَنْكَ

“Ey Allah’ım! Bizleri kendine karşı muhtaç etmekle zengin kıl. Amma kendine karşı müstağni kılmakla fakir eyleme!”

Bir yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*