Cuma , 23 Haziran 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 7.Söz İzahlar » 9- Arif-i billâh âczden, mehâfetullahtan telezzüz eder… Kâmil insanlar âczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki, kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip Allah’a âcz ile sığınmışlar; âczi ve havfı kendilerine şefaatçi yapmışlar.

9- Arif-i billâh âczden, mehâfetullahtan telezzüz eder… Kâmil insanlar âczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki, kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip Allah’a âcz ile sığınmışlar; âczi ve havfı kendilerine şefaatçi yapmışlar.

Arif-i billâhın âczden ve mehâfetullahtan nasıl lezzet aldıkları, onların dua ve niyazlarından anlaşılmaktadır.  Onlar, âczlerini ve Allah’tan korkmalarını dualarına vird yapmışlar ve bununla da telezzüz etmişlerdir. Bu makamda, onlara ait dualardan bazı örnekler vererek arif-i billâhın âczden ve mehâfetullahtan aldığı lezzeti bir derece anlamaya çalışacağız.

اَللّهُمَّ تَبَرَّاْنَا اِلَيْكَ مِنْ حَوْلِناَ وَقُوَّتِناَ وَالْتَجَئْنَا اِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَاجْعَلْناَ مِنَ الْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ وَلاَ تَكِلْنَا اِلٰى اَنْفُسِناَ وَاحْفَظْناَ بِحِفْظِكَ

“Ey Allah’ım! Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip senin güç ve kuvvetine iltica ediyoruz. Bizi, sana tevekkül edenlerden eyle! Bizi nefsimizle baş başa bırakma! Bizi hıfzınla koru!”

 

اَللّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بَيْنَنَا وَ بَيْنَ مَعَاصِيكَ

“Ya Rabbi! Bana korkundan öyle bir nasip ver ki, o korku günahlarım ile arama girsin.”

 

يَا اِلهىِ اَيْنَ الْمَفَرُّ مِنْكَ وَ اَنْتَ الْمُحِيطُ بِا الاَكْوَان ، يَا رَبِّى اِنِّى اَخَافُ اَنْ تُعَذِّبَنِى بِسُوءِ اَعْمَالِى ، فَكَيْفَ اَخَافُ مِنْ عُقُوبَتِكَ بِاَسْوَءِ خَالِى وَ اَنْتَ وَسِعْتَ بِرَحَمَتِكَ كُلَّ شَيْءٍ

“Ya ilahî, sen bütün âlemleri ilminle kuşatmış iken senden kaçacak bir yer var mı? Ya Rabbi, and olsun ki ben amellerimin kötülüğü sebebiyle senin azabından korkuyorum. Ya Rab, hâlim böyle kötü iken senin azabından nasıl korkmam! Ya Rab, biliyorum ki günahlarım büyüktür, lakin benim günahlarım senin affının yanında nasıl büyük olabilir? Sen ki her şeyi rahmetinle kuşatmışsın!”

 

اَللّهُمَّ اجْعَلْنِى اَخْشَاكَ كَاَنِّى اَرَاكَ

“Ya Rabbi! Bana korkunu ver ki, seni görüyormuşum gibi senden korkayım.”

 

يَا رَبِّى اِنِّى عَبْدُكَ بِبَابِكَ ، سَائِلُكَ بِبَابِكَ ، ذَلِيلُكَ بِبَابِكَ ، اَسِيرُكَ بِبَابِكَ ، ضَعِيفُكَ بِبَابِكَ ، مِسْكِينُكَ بِبَابِكَ ، مُفْلِسُكَ بِبَابِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ

“Ya Rabbi, kapında bir köleyim, kapında bir dilenciyim, kapında zelilim, kapında esirinim, kapında zayıf bir kulum, kapında bir miskinim ve kapında bekleyen iflas etmiş bir kulunum ey Rabbe-l âlemin!”

 

اَللّهُمَّ اِنِّى اَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ و اَعُوذُ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ اَعُوذُ بِكَ مِنْكَ

“Ey Allah’ım! Gazabından rızana, azabından affına ve senden sana sığınıyoruz.”

 

اِلهِى اَنْتَ رَبِّى وَ اَنَا الْعَبْدُ ، وَ اَنْتَ الْخَالِقُ وَ انَا الْمَخْلُوقُ

وَ اَنْتَ الرَّزَّاقُ وَ اَنَا الْمَرْزُوقُ ، وَ اَنْتَ الْمَالِكُ وَ اَنَا الْمَمْلُوكُ

وَ اَنْتَ الْعَزِيزُ وَ اَنَا الذَّلِيلُ ، وَ اَنْتَ الْغَنِىُّ وَ اَنَا الْفَقِيرُ

وَ اَنْتَ الْحَىُّ وَ اَنَا الْمَيِّتُ ، وَ اَنْتَ الْبَاقِى وَ اَنَا الْفَانِى

وَ اَنْتَ الْكَرِيمُ وَ اَنَا اللَّئِيمُ ، وَ اَنْتَ الْمُحْسِنُ وَ اَنَا الْمُسِئُ

وَ اَنْتَ الْغَفُورُ وَ اَنَا الْمُذْنِبُ ، وَ اَنْتَ الْعَظِيمُ وَ اَنَا الْحَقِيرُ

وَ اَنْتَ الْقَوِىُّ وَ اَنَا الضَّعِيفُ ، وَ اَنْتَ الْمُعْطِى وَ اَنَا السَّائِلُ

وَ اَنْتَ اْلاَمِينُ وَ اَنَا الْخَا ئِفُ ، وَ اَنْتَ الْجَوَّادُ وَ اَنَا الْمِسْكِينُ

وَ اَنْتَ الْمُجِيبُ وَ اَنَا الدَّاعِى ، وَ اَنْتَ الشَّافِى وَ اَنَا الْمَرِيضُ

فَاغْفِرْلِى ذُنُوبِى وَ تَجَاوَزْ عَنِّى وَ اشْفِ اَمْرَاضِى يَا اَللَّهُ يَا كَافِى

يَا رَبُّ يَا وَافِى يَا رَحِيمُ يَا شَافِى يَا كَرِيمُ يَا مُعَافِى

“Ey Allah’ım! Sen Rabbim’sin, ben ise kulum; sen yaratansın, ben ise yaratılan; sen rızık verensin, ben ise rızıklandırılan; sen maliksin, ben köle; sen azizsin, ben zelil; sen zenginsin, ben fakir; sen dirisin, ben ölü; sen bakisin, ben fâni; sen kerimsin, ben hakir; sen muhsinsin, ben kötü; sen gafursun, ben günahkâr; sen azimsin, ben hakir; sen kavisin, ben zayıf; sen verensin, ben dilenci; sen eminsin, ben korkan; sen cömertsin, ben miskin; sen dualara icabet edensin, ben dua edenim; sen şafisin, ben hasta!  Günahlarımı affet, hatalarımı bağışla, hastalıklarıma şifa ver! Ya Rab, ya Vâfi, ya Rahim, ya Şafi, Ya Kerim, ya Muafî…”

Allah dostlarının âczden ve mehâfetullahtan aldıkları lezzetin duaya aksetmiş hâlini daha fazla merak edenler “El-Kulubu’d- Dâria” isimli dua kitabına müracaat edebilirler. Bu dua kitabı baştan sona, Allah dostlarının Allah’a karşı âcziyetlerini, fakirliklerini ve Allah’a karşı olan korkularını beyan etmektedir.

Bir yorum

  1. Allah razı olsun güzel bir çalışma. Ancak neden yedinci sözün başından başlayarak bir açıklama olsaydı çok daha faydalı olacaktı. bunun yanı sıra riale dersleri için başka açıklamalarınız var mı. emeğinize sağlık.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*