Cuma , 19 Ekim 2018
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Kur’an-ı Kerim (sayfa 4)

Kur’an-ı Kerim

Kur’an’ın şebabeti, Allah’ın Kelamı olduğunu ispat eder.

Şebabet: Gençlik ve tazeliktir. Kur’an’ın şebabeti, ancak Allah’ın kelamı olması ile izah edilebilir. Adeta Kur’an, her asırda nazil oluyormuş gibi gençliğini ve tazeliğini koruyor. Kelamlar, insana ve elbiseye benzer. Zamanın geçmesiyle ihtiyarlar ve eskir. Kimse yüzlerine bakmaz. Ama Kur’an, on dört asır önce inmesine ve herkesin eline kolayca geçmesine rağmen tazeliğini ve gençliğini koruyor. Ezeli bir hutbe olarak, bütün zamanlardaki ... Devamını Oku »

Kur’an ayetlerinin sonunda, Allah’ın isimlerinin zikri emsalsizdir.

Kur’an-ı Kerim, hayret verici ve kendine âşık edici üslubuyla, Allah’ın fiillerinden ve eserlerinden bahseder. Kâinatı evirir, çevirir, içindeki fiil ve eserleri göze gösterir. Ve sonra, o fiil ve eserlerden ilâhi isimleri çıkartır. Kur’an, yüzlerce ayeti ile bu bahse delilidir. Biz sadece enbiya suresinden bir sayfa ile yetinelim: “Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenleri, hiç şüphesiz ki Allah güzel ... Devamını Oku »

Kur’an ayetlerinin, kâinattaki fiil ve eserleri, iman hakikatlerine delil yapması harikadır.

k6

Kur’an ayetleri, kâinattan ve içindeki fiil ve eserlerden bahseder ve bu bahisleri bazen Allah’ın birliği, öldükten sonra dirilme, meleklerin varlığı gibi Kur’an’ın temel maksatlarına delil yapar.  Mesela, Rum suresi 50. ayette şöyle buyrulmuş: “Allah’ın rahmet eserlerine bak. Yeryüzünü, ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye gücü yetendir.” İşte bu ayetle, ilk önce yeryüzünde, bilhassa ... Devamını Oku »

Kur’an’ın ilahi sanattan bahseden ayetlerinin hatimesi harikadır.

Kur’an, beşerin nazarına, ilahi sanatın dokumalarını açar, gösterir. Sonra ayetin hatimesinde ve sonunda, o sanat eserlerini, ilahi isimlerin içine sarar ya da akla havale eder. Mesela: Yunus suresi 31. ve 32. ayetlerde şöyle buyrulmuş: “De ki, gökten ve yerden sizi rızıklandıran kimdir? Ya da o kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkartıyor? Her türlü işi idare ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, Allah’ın fiillerini izah ile kanaat verip sonra öz bir cümle ile hıfzettirmesi harikadır.

esma

Kur’an, Cenab-ı Hak’kın fiillerini ayrıntılı bir şekilde izah eder. Sonra bir netice ile o uzun bahsi toparlar, özet yapar. Geniş izahıyla kanaat verir, özetiyle hıfzettirir.  Bu bahsinde çok misalleri var. Biz, bir tanesiyle yetineceğiz; Mesela: Ali İmran suresi 26. ve 27. ayette şöyle buyrulmuş: “De ki: Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğini verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, Allah’ın yarattıklarını bir tertip ile zikrederek, o tertipten ilahi isimleri göstermesi harikadır.

Kur’an, kâh olur Allah’ın yarattıklarını bir tertip ile zikreder, sonra o mahlûklar içinde bir nizam, bir denge olduğunu ve o tertibin meyveleri ve neticeleri olduğunu göstermekle, o fiillerde cilvesi bulunan ilahi isimleri gösterir. Sanki o mahlûklar, bir kelimedir. İlahi isimler onun manalarıdır. Mesela, Müminun suresinde şöyle buyrulmuş: “Andolsun ki, biz insanı çamurun özünden yarattık. Sonra onu bir nutfe, bir damla ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, değişikliğe maruz maddî şeyleri zikredip, onları sabit hakikatler suretine çevirmek için ilahi isimler ile bağlaması harikadır.

Kur’an bazen, değişikliğe maruz olan ve muhtelif tavırlara giren maddî eşyadan bahseder ve onları sabit hakikatler suretine çevirmek için bir isim ile bağlar, özet yapar. Bazen de tefekküre ve ibrete teşvik etmek için bir netice ile son verir. Kur’an’ın bu meziyeti de beşerin taklitten aciz kaldığı bir özelliğidir. Mesela: Bakara suresi 30, 31 ve 32. ayetlerde şöyle buyrulmuş: “Bir vakit ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, kâinatta ki fiillerden bahsedip, onu genel bir kaide içinde yerleştirmesi ve bir birlik ciheti ile birleştirmesi harikadır.

Kur’an ayetleri kâh olur, Allah’ın Rab isminin kâinattaki hükümlerini serer, onlardan bahseder, sonra onları bir birlik bağı ile birleştirir ya da genel bir kaide içinde yerleştirir. Mesela: İbrahim suresi 32. ve 33 ve 34. ayetlerde şöyle buyrulmuş: “O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı ve gökten su indirdi. Böylece onunla sizlere rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı. Emriyle denizlerde seyretsinler diye ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, eşyanın icadında, zahiri sebeplerin etkisi olmadığını gösteren ifadeleri harikadır.

Bazen Kur’an ayetleri, görünen sebebin icada kabiliyeti olmadığını ispat etmek için, neticenin gayelerini, meyvelerini ve faydalarını gösterir. Ta anlaşılsın ki, sebep yalnız, zahiri bir perdedir. Çünkü hikmetle gayeleri irade etmek, gayet âlim, hâkim birinin işi olabilir. Sebepler ise, şuursuz, cansız şeylerdir. Sebepten, neticenin icat edilmesinde o kadar uzaklık vardır ki, en büyük sebebin eli, en küçük bir neticenin icadına yetişmez. ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, ahireti veya istikbalde olacak hadiseleri kalbe kabul ettirmek için, dünya’da ki acayip fiilleri zikir ile delil yapması harikadır.

Kur’an ayetleri, Cenab-ı Hakk’ın ahirette ki, harika fiillerini kabul ettirmek için, hazırlık mahiyetinde ve zihni tasdike hazırlamak için bir giriş hükmünde, dünyadaki fiilleri zikreder. Veyahut istikbali ve ahiret hadiselerini öyle bir surette zikreder ki, gözümüzle gördüğümüz hadiseler, o haberlerin doğruluğuna kanaat verir. Mesela: Yasin suresi 77 ve 83. ayetler arasında şöyle buyrulur: “İnsan görmüyor mu ki, biz onu nutfeden; bir ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, cüz’i maksatları zikrederek, zihinleri kapsamlı kurallara sevk etmek için, o cüz’i maksadı, Esma-ül Hüsna içinde yerleştirmesi harikadır.

Kur’an-ı Kerim, kâh olur, cüz’i yani küçücük bazı maksatları zikreder. Sonra o küçücük maksatlar vasıtasıyla, kapsamlı makamlara zihni sevk etmek için, o cüz’i maksadı, kapsamlı bir kaide hükmün-deki Esma-ül Hüsna içinde yerleştirerek ispat eder. Mesela: Mücadele suresi 1. ayette şöyle buyrulmuş: “Muhakkak ki Allah, kocası hakkında tartışan ve Allaha şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah aranızda geçen konuşmalarınızı işitiyordu. Hiç ... Devamını Oku »

Kur’an’ın, insanın isyankârane amellerini zikredip, şiddetli bir tehdit ile sakındırması ve daha sonra ümitsizliğe düşmemeleri için rahmet ifade eden bir isim ile ayeti tamamlaması harikadır.

Kur’an ayetleri bazen, insanın isyankârane amellerini zikreder, sonra şiddetli bir tehdit ile o günahtan men eder. Ve sonra o şiddetli tehdit, kulu ümitsizliğe düşürmesin diye, Allah’ın rahmetine işaret eden bir ismi ile teselli verir. Mesela Zümer suresi 47 -51.ayetlerde şöyle buyrulmuş: Eğer yerde ne varsa hepsi zalimlerin olsaydı ve bununla birlikte bir dünya daha onların olsaydı, onlar bu iki dünyayı ... Devamını Oku »