Pazartesi , 23 Nisan 2018
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Muhtelif (sayfa 10)

Muhtelif

İnsan hayvan gibi şu dünyadan lezzet alamaz

Bir ferrari arabasını almak için büyük miktarda bir parayı gözden çıkar­manız gerekir. Bir traktörü ise daha ucuza alabilirsiniz. Ferrari arabası traktörden her cihetle üstün ve daha konforlu olmakla birlikte, eğer ikisi bir dağda veya tarlada yarışsaydı, elbette ferrari arabası traktöre mağlup olacaktı. Evet, ferrari traktörden daha mükemmel ve daha hızlıdır. Ama iş tarlada yarışa gelirse traktör galip olur. Bunun sebebi ... Devamını Oku »

Allah’ın şefkati ahireti gerektirir

Denizde boğulmakta olan birisini görsek, herhalde biraz merhametimiz varsa, yüzmeyi de biliyorsak hemen denize atla­rız ve onu kurtarırız. Acaba onu binler zahmet ile kurtardıktan sonra dar ağacını diker de asar mıyız? Elbette hayır. Zira mer­hametimiz buna müsaade etmez. Eğer etseydi, onu denizden kurtarmaz, oracıkta ölüme terk ederdik. İşte onu denizden kur­tarmamız, bizdeki merhameti, bizde ki merhamet de onu asla dar ... Devamını Oku »

Adalet

Adalet; zulmetmeyerek, herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yerine koymaktır. Adalet zulmün zıttıdır. Mesela, çok zengin ve cö­mert bir zat, zenginlere mal, ilim adamlarına silah ve askerlere kitap dağıtsa zulüm etmiş olur. Çünkü her birine lâyıki veç­hiyle muamele etmemiştir. Adl ile adilin bir farkı vardır. Bizler adil insanlardan bir saf teşkil etsek, ... Devamını Oku »

Dualara cevap

dua

Bir kuş duayı istidat ile kanat ister, ona kanat takılır, bir çi­çek duayı ihtiyaç ile su ister, bir bulut ordusuyla cevap verilir. Kör olmuş bir kedi duayı ızdırar ile yalvarır, onun duasına da icabet edilerek gözünü açacak bir bitki ilham edilir, o da gider gözünü sürer ve iyi olur. Bir çiftçi tarlasını kazar, eker, sular yani fiili bir dua yapar, ... Devamını Oku »

Sadece bu dünya için mi?

İnsandaki zahiri ve batıni duyguların her biri bu dünyadan daha kıymetlidir. İnsan ne işitmesini, ne görmesini, ne aklını ne hafızasını ne sevgisini ne de herhangi bir hissini dünya saltanatı ile hatta cennet ile bile değişmez. Mesela, bize şöyle denseydi; “Aklını bize ver, sana cenneti vereceğim, yada, bana hafıza kuvvetini ver, cennete gir.” Acaba aklımızı ve hafızamızı cen­nete mukabil satar mıydık? ... Devamını Oku »

Kafir ebedi cehennemi hak eder

Küfür mahlûkatın hukukuna bir tecavüzdür. Çünkü; 1- Bazen büyük bir devletin küçük bir elçisini hiçe say­mak, gönderdiği mektubu yırtmak savaş sebebi olabilir. Bu noktada elçinin ve mektubun küçüklüğüne değil, yapılan hare­ketin büyüklüğüne bakılır. İnkârcılığı meslek edinen kâfir de, Allah’ın elçisi olan Hz. Muhammed’i (S.a.v). ve Allah’ın mektubu olan Kur’an’ı hiçe saydığı için büyük bir kabahat işlemiştir. Bu kabahatin tek cezası ... Devamını Oku »

Bu alem peygambersiz olmaz

Farzedin ki, dünyada bir benzeri daha bulunmayan bir sa­natkâr, en nadide sanat eserlerinin bulunduğu sergiye sizi davet etti. Siz de davete icabet ederek, sergiye gittiniz. Acaba o sergi­deki eserlerin anlam ve kıymetlerini gelen seyircilere anlatacak kişiler olmazsa hiç o sergiyi gezmenin bir önemi kalır mı? En adi galeri ve sergilerde bile teşrifatçıların bulunması gösterir ki, bir sergiyi gezmek ancak onların ... Devamını Oku »

Kelâm-ı ilahi

Bir insan bir emir vermek veya yasak etmek istese, önce bunları zihninden düşünür, dimağında hazırlar. Zihnindeki bu manâlara kelam-ı nefsi denir. Bu manâlara Türkçe, Arapça, Farsça denilmez. Bu manâları anlatan söze ise kelam-ı lafzi denir. Kelam-ı lafzi çeşitli dillerde olabilir. Bu izahtan anlaşı­lıyor ki, kelam-ı nefsi diğer sıfatlar gibi değişmez, basit, ayrı bir sıfattır. Allah’ın kelamı hiç susması olmayan, mahlûk ... Devamını Oku »

Kur’an, rububiyetin en yüksek mertebesinden çıkmıştır

k01

Rab: Bütün eşyayı ve varlıkları, yokluktan çıkarıp, vücud verip, kemâle erdiren zattır. Varlık alemlerini yaratan terbiye ve tenmiye eden (besleyen), maddi ve manevi kemâle ulaştı­randır. Bu terbiye, kuşa uçmasını öğretmek, balığa yüzmesini öğretmek, sineğe vur kaç tekniğini öğretmek gibi maddi olabileceği gibi, manevi de olabilir. Manevi terbiyeyi ise, Mevla göndermiş olduğu peygamberler, kitaplar, evliyalar, alimler vasıtasıyla yapmaktadır. İşte Kur’an, rububiyetin ... Devamını Oku »

İcmalde tafsil

Kur’an güneş gibidir. Mağarada büyüyenle, üniversite mezununa farklı ışık göndermez, aynı ışığı gönderir. Ama herkes de ondan aynı derecede ışık alamaz. Ekvatordaki insan ile kutuplardaki insan ondan farklı farklı istifade eder. İşte Kur’an 14 asır önce incir demiş. Bu lafız ile inciri, çekirde­ğini, kökünü, gövdesini, dallarını, yapraklarını, çiçeklerini ve nihayetsiz bir bütünü ifade etmiştir. Ama ilk devir insanı incir denilince, ... Devamını Oku »

Kur’an bıktırmaz

En tatlı bir şeyden dahi usandıran çok tekrar, Kur’an da değil usandırmak, kalbi bozulmamışların zevkini artırır. Yal­nız fatiha suresini her gün namaz kılan birisi 40 defa okur. Bir ömür boyu ise 800.000 defa okur. Bu kadar tekrara rağmen ne doyar, ne yorulur, ne de usanır. Her defasında yeni okuyor­muş gibi okur. Acaba Kur’an-ın tilavetindeki bu hâlâvet ve tatlılık nereden geliyor? Devamını Oku »

Allah’ı görmek

Allah

Müminler cennette cemal sıfatı ile Allah’ı göreceklerdir. Meleklerde kadınlarda Allah’ı görecektir. Alimlerin çoğuna göre; Müminlerin makbul olanları her sabah ve akşam, dere­cesi daha aşağı olanlar ise her cuma, ve daha aşağıdakiler dünya bayramı gibi yılda bir kaç kere Allah’ı görerek rü’yet ile müşerref olacaklardır. Ey sanatçılar ve futbolcular gibi fanileri görmek için o kadar sıkıntıyı ve meşakkati göze alanlar! Allah’ı ... Devamını Oku »