Pazartesi , 20 Ağustos 2018
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur (sayfa 2)

Risale-i Nur

3-) Âlem-i berzahta ziyadar, mûnis birer manzara olurlar.

Berzah âlemi: İnsan ruhunun öldükten sonra kıyamete kadar içinde bulunduğu, dünya hayatı ile ahiret hayatı arasında yer alan bir âlemdir. İnsanın öldükten sonra ilk ayak bastığı menzil, işte bu âlemdir. İnsan kıyamete kadar bu âlemde hayatını sürdürecek ve burada kıyamet gününün gelmesini bekleyecektir. Demek berzah âlemi, dünya ve ahiret arasında bir bekleme salonudur. Ruhlar burada kıyameti ve dirilişi beklerler, ilk ... Devamını Oku »

4-) (Akıl) Eğer Malik-i Hakikîsine satılsa ve O’nun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar.

Aklın bir anahtar olup rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açması şudur: Sinekten tutun, galaksilere kadar her bir mahluk âdeta bir rahmet hazinesi ve hikmet definesi olup bu hazine ve definelerde Cenab-ı Hakk’ın güzel isimleri saklanmıştır. İşte akıl, bu defineleri açmakta ve onda saklanmış olan esma-ül hüsnayı keşfetmektedir. Dilerseniz bir hikmet definesini beraber açalım. Bu sayede aklın nasıl tılsımlı bir anahtar ... Devamını Oku »

5-) O zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mucizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.

esma

Göz Allah namına kullanıldığında üç sıfatı kazanmaktadır: 1- Şu büyük kâinat kitabının bir mütalaacısı olur: İnsan küçük kitap, kâinat ise büyük kitaptır. Bu kitaplarda esma-ül hüsna ve sıfat-ı ilahîye yazılmıştır. Eğer göz Allah’a satılır ve şu âleme Allah hesabına bakarsa, bu kâinat kitabının bir mütalaacısı olur. Yani kâinatta yazılmış olan ilahî isim ve sıfatları okur ve onları mütalaa eder. Aslında ... Devamını Oku »

6-) Daha bunlar gibi başka aletleri ve azaları kıyas etsen anlarsın ki, hakikaten mümin cennete layık ve kâfir cehenneme muvafık bir mahiyet kesb eder.

Cennet kıymetli eşyaların diyarı, cehennem ise kıymetsiz şeylerin mekânıdır. Her kıymetli eşya cennette yerini alırken, her kıymetsiz eşya da cehenneme atılacak ve orada yerini alacaktır. Bu sırdan dolayıdır ki iyilikler, güzellikler ve sevaplar cennete akar; kötülükler, çirkinlikler ve günahlar ise cehenneme dökülür. Zira güzellikler ve sevaplar kıymetli, çirkinlikler ve günahlar ise kıymetsizdir. İşte mümin kişi, azalarını Allah’a satıp O’nun yolunda ... Devamını Oku »

7-) İnsan zayıftır, belaları çok; fakirdir, ihtiyacı pek ziyade; âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadir-i Zülcelâl’e dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş ya canavar eder.

Bu paragrafı daha iyi anlayabilmeniz için 3. Sözü ve o sözde yapılan izahları mütalaa etmenizi tavsiye ediyoruz. Bu mütalaa, bu paragrafın anlaşılmasında faydalı olacaktır. Aynı mesele orada izah edildiğinden dolayı burada tekrar izaha ihtiyaç duymuyoruz. Devamını Oku »

8-) Bütün o aza ve aletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda cennet yemişleri suretinde sana verileceğine ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler.

Üstadımızın mezkûr ifadesi 31. Sözde şöyle geçmektedir: “…O âlemlerin birisi de Sidretü-l Müntehâ’daki Cennetü-l Me’vâdır. Yerdeki tesbihat ve tahmidat, o cennetin meyveleri suretinde Muhbir-i Sadık’ın ihbarıyla temessül ettiği sabittir… Deme ki: “Havaî bir Elhamdülillâh kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?” Çünkü sen gündüz uyanıkken güzel bir söz söylersin, bazen rüyada güzel bir elma şeklinde yersin. Gündüz çirkin bir sözün, ... Devamını Oku »

9-) Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.

Elemleri yüklemesinin sebebi: Zeval-i lezzetin elem olmasından dolayıdır. Yani lezzetlerin bitmesi ve sona ermesi, elemin ve üzüntünün sebebidir. Zira insana “of” dedirten şeylerin başında, geçmiş zamanda yaşadığı güzel günler ve lezzetler gelir. O lezzetlerin zeval bulması ve elinden çıkması bugün ona “of” dedirtmekte ve acı vermektedir. Bu hakikati bizzat müşahede etmek için, unutulan eski film artistlerine, sanatçılara ve gençliğini şöhret ... Devamını Oku »

10-) Emanette hıyanet cezasını çekeceksin. Çünkü en kıymettar aletleri en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine zulmettin.

Emanette hıyanet cezasını çekmesinin sebebi şudur: Bizlere verilen göz, kulak, dil gibi maddi uzuvlar ve muhabbet, hırs, şefkat gibi manevi duygular Cenab-ı Hakk’ın birer malı olup sadece emanet olarak bizlere verilmiştir. Bununla birlikte mal, evlat, makam ve gençlik gibi diğer sahip olduklarımız da bizim zati malımız olmayıp Allah-u Teâlâ’nın bizlere birer emanetidir. Fıkıhta bir kaidedir ki: Emaneti alan kişi, emanetten ... Devamını Oku »

11-) Bütün o kıymettar cihazat-ı insaniyeyi, hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i ilahiyeye iftira ve zulmettin.

Bu meseleyi şu misal dürbünüyle anlayabiliriz:  Mesela sizlere çok pahalı ve son model bir araba hediye edilmiş olsun. Eğer siz bu arabaya bineceğiniz yerde, onu kümes yapıp içinde tavuklar besleseniz… İşte bu durumda en kıymetli bir eşyayı en kıymetsiz bir işte kullanmış ve arabayı yapan zatın hikmetine iftira atmış ve zulmetmiş olursunuz. Zira o arabaya binmeyip onu kümes yapmak, lisan-ı ... Devamını Oku »

12-) Âcz ve fakrınla beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip zeval ve firak sillesi altında daim vaveyla edeceksin.

Burada anlatılan zarar, tevekkülsüzlük neticesinde meydana gelen sıkıntıdır. Zira Cenab-ı Hakk’a tevekkül etmeyen kimse, âczi ve fakrıyla beraber şu hayat yükünü zayıf beline yüklemeye mecbur olur ve daima vaveyla eder. Üstadımız bu meseleyi 23. Söz’de şöyle latif bir temsil ile anlatmaktadır: Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri şu hikâyeye benzer: Vaktiyle iki adam, hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip büyük ... Devamını Oku »

13-) Hayat-ı ebedîye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen akıl, kalp, göz, dil gibi güzel hediye-i Rahmaniyeyi cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete çevirmektir.

Üstadımızın mezkûr ifadesini en basit mana ile şöyle de anlayabiliriz: İnsan günahları sebebiyle cehenneme girecektir. Günahları da akıl, kalp, göz ve dil gibi aza ve duygularıyla işlemektedir. O hâlde bu aza ve duygular, cehennemin kapılarını kendisine açacak birer anahtar hükmüne geçmektedir. Yani kim cehenneme girecekse, bu aza ve duyguların işlemiş olduğu günahlar yüzünden cehenneme girecektir. Demek bu aza ve duygular, ... Devamını Oku »

14-) Yok, kat’a ve asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zira helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlahîye ise hafiftir, azdır.

Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden ve nihayetsiz rahmetinden dolayı helal dairesini biz kullarına geniş kılmış ve haram dairesini dar tutmuştur. Yine dinin farzları ve emirleri son derece hafif ve azdır. Mesela: Allah-u Teâlâ bizlere bir günde 24 saat vermiş, sadece 1 saatini namaz için istemiştir ve 23 saatini bize bırakmıştır. Bir yılda 12 ay vermiş, sadece bir ayında oruç tutmamızı emretmiş ... Devamını Oku »