Salı , 28 Mart 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 2.Söz İzahlar

2.Söz İzahlar

1-) Şu temsil-i hikâyeciğe bak, dinle!

Bu sözde olduğu gibi, temsil ile anlatılan hakikatleri anlayabilmek için, temsili çok iyi kavramak ve her noktasını anlamak lazımdır. Temsili tam manasıyla anlamak için de tablo oluşturmak etkili bir yoldur. Kuvvetli bir hafızası olmadığı için, sonunu okurken başını unutanlar bu tür metinler için tablo hazırlamalı ya da okuduğu sayfadaki cümleleri kalemiyle çizerek birbiriyle ilişkilendirmelidir.  Bizler, sizlere kolaylık olması için bu ... Devamını Oku »

2-) Bu âlemin bir zikirhane-i Rahman olması meselesi

Mümin kimse, Kur’an’ın şu gibi ayetlerinden aldığı ders ile bu âlemi bir zikirhane-i Rahman suretinde görür: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur.” (İsra 44) “Gök gürültüsü hamd ile O’nu tesbih eder, melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler.” (Ra’d 13) “Biz, dağları Davud’un emrine vermiştik. Sabah-akşam onunla ... Devamını Oku »

3-) Bu dünyanın, beşerin ve hayvanların bir talimgâhı olması meselesi

Talimgâh, çeşitli uzmanlık dallarında öğrenci yetiştirmek amacıyla kurulan ve uygulamalı olarak eğitim ve öğretim veren yerdir. Bu manasıyla dünya bir talimgâhtır ve bu talimgâhın hadsiz öğrencileri vardır. Burada uygulamalı olarak eğitim görürler. Mesela arılar bal yapmayı, ipek böceği ipek dokumayı, kuşlar uçmayı, balıklar yüzmeyi, ağaçlar meyve vermeyi… ve her mahlûk kendisine ait vazifeyi bu dünya talimgâhında öğrenir ve burada uygular. ... Devamını Oku »

4-) Bütün mevcudatın Allah-u Teâlâ’nın birer şirin kitabı olması

Kitap, okudukça insanın ufkuna geliştiren kaynaktır. İşte bu manasıyla her bir mahlûk da Cenab-ı Hakk’ın şirin birer kitabıdır. Bu kitaplarda Allah-u Teâlâ’nın güzel isim ve sıfatları yazılmıştır. Dilerseniz şimdi bir kelebek kitabını bir parça okuyalım ve bu kitapta hangi isim ve sıfatların yazıldığını görelim: Kelebek yoktan icad edilmiştir. Bir zamanlar yok idi, şimdi ise var.  Bu cihetle Hâlık (yoktan yaratan) ... Devamını Oku »

5-) Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, riayetperver, muktedir, intizamperver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.

Hakikatlerin, zıtlarına inkılâp edemeyeceği kabul edilmiş bir kaidedir. Mesela bir aslan, aslanlık sıfatlarını kaybederek ceylana dönüşemez. Bir kuş, balığa inkılab edemez. Yine bir elma ağacı, özelliklerini kaybederek armut ağacına dönüşemez. Hakikatlerin zıtlarına inkılâbı mümkün değildir. Şu âleme baktığımızda nihayet derecede bir adaletin, merhametin, şefkatin, intizamın ve bir iktidarın eserlerini görüyoruz. Bir kuştan tutun ta Güneş’e kadar her şey bu adaleti, ... Devamını Oku »

6-) Demek, iman bir manevi tûbâ-i cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise manevi bir zakkum-u cehennem tohumunu saklıyor.

Cümlemizin izahına geçmeden önce, merak edenler için cennetteki tûbâ ağacının mahiyetini hadis-i şerifler ile beyan edelim: “Tûbâ cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır.” (Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7) “Cennette bulunan herkesin bir ağacı vardır. Bu ağacın adına tûbâ denir. Onlardan herhangi biri üstüne giysisini giymek istediği zaman, o ağacın yanına gider. Oraya gittikten ... Devamını Oku »