Salı , 28 Şubat 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 3.Söz İzahlar

3.Söz İzahlar

1-) Şu temsil-i hikâyeciğe bak, dinle!

Bu sözde olduğu gibi, temsil ile anlatılan hakikatleri anlayabilmek için, temsili çok iyi kavramak ve her noktasını anlamak gerekir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, temsili tam manasıyla anlamak için de tablo oluşturmak etkili bir yoldur. Kuvvetli bir hafızası olmadığı için, sonunu okurken başını unutanlar bu tür metinler için tablo hazırlamalı ya da okuduğu sayfadaki cümleleri kalemiyle çizerek birbiriyle ilişkilendirmelidir.  ... Devamını Oku »

2-) İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir.

İmanın kişiye tam bir emniyet vermesi meselesini, çocukluğumdaki bir anı çok güzel ifade ediyor. Sizlerle paylaşmak istiyorum: Çocukluğumda bir gün ağabeyim ile lunaparka gitmiştik. Orada “Zambora” adı verilen bir adamın bulunduğu karanlık ve büyük bir odaya girdik. Odada bir sahne ve arkasında demir parmaklıklar vardı. Demir parmaklıkların arkasında ise elleri zincirli bir adam bulunuyordu. Biz sahnenin önündeki sandalyelerde otur­muştuk, kalabalık ... Devamını Oku »

3-) Her hakiki hasenatın menbaının iman olması ve ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalâlettir.

Her hakiki hasenatın menbaının iman olması hakikatine şu misal dürbünüyle bakabiliriz: Şimdi önümüzdeki yazı tahtasına (1) rakamını yazalım. Bu (1) rakamı, iman ve itaati ifade etsin. Bu birin yanına bir sıfır koyduğumuzda 10 olur ki, bu sıfır da cömertliği ifade etsin. Yanına bir sıfır koyduğumuzda 100 olur ki, bu sıfır da sabrı ifade etsin. Yanına bir sıfır koyduğumuzda 1000 olur ... Devamını Oku »

4-) Evet, tam münevverü-l kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek.

Bu hakikate şu misal dürbünüyle bakabiliriz: Bir otobüste yolculuk yaparken şoförün uyuduğunu fark etseniz, nasıl bir dehşete kapılırdınız düşünün! Bir de bu otobüsün virajlı bir dağ yolunda olduğunu farz edin… Herhâlde dehşetiniz ikiye katlanırdı. İşte kâfirin nazarında dünya böyle şoförsüz bir otobüstür. Top güllesinden yetmiş defa daha süratli olan yıldızlar feza denizinde sahipsiz geziyorlar. Bir tanesi yolunu şaşırsa başka bir ... Devamını Oku »

5-) Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu hâlde, sermayesi hiç hükmünde bir şey… Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu hâlde, iktidarı hiç hükmünde bir şey…

Evet, insan hadsiz eşyaya muhtaç ve nihayetsiz musibetlere maruzdur, ama sermayesi ve kudreti hiç hükmündedir. İhtiyacının dairesi hayalin dairesi kadar geniştir, ama en küçük ihtiyacını bile karşılayabilecek bir sermayesi yoktur. Bir damla suyu yapamaz, bir buğday tanesini bitiremez. Hele aldığı her nefes için bir ücret istenseydi ne yapardı, gelin siz düşünün! Mikroskopla binlerce defa büyütüldükten sonra ancak görülebilen bir mikroptan ... Devamını Oku »

6-) Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa tercih edilir.

Önümüzde iki tepsinin ve her tepside içi su dolu on tane bardağın bulunduğunu farz ediyoruz. Bu tepsilerden sol tarafta olan tepsideki bir bardağın içinde zehir olsun. Yani sol taraftaki tepsiden su içersek, onda bir olasılık ile zehirlenme ihtimalimiz var. Acaba önümüzdeki bu iki tepsiden hangisinden şu içerdik? Elbette ki sağdaki tepsiden! Zira diğer tepside onda bir ihtimal de olsa zarar ... Devamını Oku »

7-) Hâlbuki meselemiz olan ubudiyet yolu zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır. Fısk ve sefahat yolu ise hatta fasıkın itirafıyla dahi menfaatsiz olduğu hâlde, ondan dokuz ihtimalle şekavet-i ebediye helâketi bulunduğu…

Burada şöyle bir soru aklımıza gelebilir: İman ve ubudiyet yolundaki menfaat onda dokuz değil, onda ondur. Fısk ve sefahat yolundaki zarar da böyledir, onda dokuz değil; ondan on. Acaba Üstadımızın burada “Onda on” demeyip “Onda dokuz” demesindeki hikmet nedir? Cevap: Bu hikmetler şunlar olabilir: 1- Her ne kadar iman ve itaat yolundaki fayda onda on da olsa, onda bir ihtimal ... Devamını Oku »

8-) İcma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır.

Burada zikredilen ehl-i ihtisas, ehl-i müşahede, ehl-i zevk ve ehli keşif ile peygamberler, âlimler, asfiyalar ve evliyalar kastedilmiştir. Peygamberler iman hakikatlerini bizzat görmüş ve haber vermişlerdir. Âlimler ve asfiyalar da peygamberlerin verdikleri bu haberleri kuvvetli deliller ile ispat etmişlerdir. Evliyalar ise iman hakikatlerini görerek keşfetmişlerdir. Bu ifadenin burada zikredilmesindeki maksat ise, Üstadımızın kendi sözlerinin doğruluğuna dair bir delili beyan etmek ... Devamını Oku »