Salı , 17 Ekim 2017
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler » 7.Söz İzahlar

7.Söz İzahlar

6- Onun içindir ki, ölümün hakikatini gören kâmil insanlar ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler.

kabir2

Ölümün hakikatini gören kâmil insanlar?n ölümü nas?l istedikleri hakk?nda birkaç numune vermek, bu meselenin tefekkürü hususunda bize yard?mc? olacakt?r. ?imdi baz? Allah dostlar?n?n ölüm hakk?ndaki sözlerini inceleyelim: Bediüzzaman Hazretleri’nin ölümü sevmesi: Bediüzzaman Hazretleri Birinci Cihan Harbi’nde esir dü?mü?tü. Bir gün Çar’?n day?s? ve Kafkas Cephesi Ba?kumandan? Nikola Nikolaviç esirleri tefti?e gelir ve kamp? gezerken Bediüzzaman Hazretleri’nin önünden geçer. Üstad Hazretleri ... Devamını Oku »

7- Hem zeval ve firak, memat ve vefat ve darağacı olan mürur-u zaman, o iman tılsımı ile Sâni-i Zülcelâl’in taze taze, renk renk, çeşit çeşit mucizat-ı nakşını, havârık-ı kudretini, tecelliyat-ı rahmetini kemal-i lezzetle seyir ve temaşaya vasıta suretini alır.

Zeval ve firakın, ölüm ve vefatın şu mahluklara musallat olmasının üç sebebi burada beyan edilmiştir: 1- Sani-i Zülcelâl olan Allah-u Teâlâ’nın çeşit çeşit ve renk renk olan nakşının mucizelerini göstermek, 2- Kudretinin harikalarını göstermek, 3- Rahmetinin tecelliyatını göstermek. İşte bu üç sebepten dolayı, bir mahluk yaratılır ve üç-beş ay, bazen üç-beş hafta, bazen üç-beş gün ve bazen de üç-beş saat ... Devamını Oku »

8- O iki ilaç ise, biri sabır ile tevekküldür.

Bu makamda, sabır ve tevekkül ile ilgili bazı hadis-i şerifleri nakletmek istiyoruz. Bu sayede İslam’ın sabra ve tevekküle verdiği önem daha iyi anlaşılacaktır. Ancak ilk önce tevekkülün manası hakkında Üstadımızın 23. Sözdeki şu izahını mütalaa edelim: “Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbabı, dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-yı fiilî telâkki ederek, müsebbebatı ... Devamını Oku »

9- Arif-i billâh âczden, mehâfetullahtan telezzüz eder… Kâmil insanlar âczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki, kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip Allah’a âcz ile sığınmışlar; âczi ve havfı kendilerine şefaatçi yapmışlar.

Arif-i billâhın âczden ve mehâfetullahtan nasıl lezzet aldıkları, onların dua ve niyazlarından anlaşılmaktadır.  Onlar, âczlerini ve Allah’tan korkmalarını dualarına vird yapmışlar ve bununla da telezzüz etmişlerdir. Bu makamda, onlara ait dualardan bazı örnekler vererek arif-i billâhın âczden ve mehâfetullahtan aldığı lezzeti bir derece anlamaya çalışacağız. اَللّهُمَّ تَبَرَّاْنَا اِلَيْكَ مِنْ حَوْلِناَ وَقُوَّتِناَ وَالْتَجَئْنَا اِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَاجْعَلْناَ مِنَ الْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ وَلاَ ... Devamını Oku »

10-) Hâlbuki bütün validelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecelli-i rahmettir.

Allah’ın rahmetinin genişliğini şu hadis-i şerifler ile bir derece tefekkür edebiliriz: “Allah’ın yüz rahmeti vardır. Her bir rahmet, gökle yer arasını dolduracak genişliktedir. Bunlardan sadece birisi dünyaya bırakılmıştır. Bundan dolayı kişi çocuğuna, kuş da yavrusuna merhamet ve şefkat eder. Amma kıyametin geldiği gün, Cenab-ı Hak o yüz rahmetini kullarına iade edecektir.” (Müsned-i Ahmed 2-154) İbn-u Ömer (r.a.) anlatıyor: “Gazvelerinin birinde ... Devamını Oku »

11- Diğer ilaç ise, şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzak-ı Rahim’in rahmetine itimattır.

İkinci ilaç: Şükür, kanaat, dua ve Allah’ın rahmetine itimattan müteşekkil bir ilaçtır. Bu makamda, şükür, kanaat, dua ve Allah’ın rahmetine itimat hakkında biraz mütalaa yapacağız. Bu sayede bu ilacın kıymeti bir derece daha iyi anlaşılmış olacaktır.   Şükür hakkında: Şükrün manası: Sana iyilik yapanı, yapmış olduğu iyilikten dolayı övmendir. Şükrün zıttı ise küfran, yani iyiliği bilmemek ve nankörlüktür. Üstadımız şükrü ... Devamını Oku »

12-) Kâmil insanlar fakr ile fahretmişler.

Evet, kâmil insanlar fakr ile fahretmişlerdir. Bu makamda, kâmillerin en kâmili olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in fakirlik hakkındaki bazı sözlerini nakledecek ve bu sözler üzerinde tefekkür ederek bu fahrı bir derece anlamaya çalışacağız. Enes Bin Malik (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herkesin bir sanatı vardır. Benim sanatım da fakirlik ve cihattır. Bunları seven, beni sevmiş olur. Bunlara buğzeden bana ... Devamını Oku »

13- O uzun ve karanlıklı ebedü’l-âbâd yolunda zâd ve zahire, ışık ve burak, ancak Kur’an’ın evâmirini imtisal ve nevâhisinden ictinab ile elde edilebilir. Yoksa fen ve felsefe, sanat ve hikmet, o yolda beş para etmez. Onların ışıkları kabrin kapısına kadardır.

Üstadımızın mezkûr ifadesini, şu sözleriyle beraber mütalaa etmek faydalı olacaktır: Böyle ahmaklardan mühim bir mevkiî işgal eden birisi demiş ki: “Biz ‘Allah Allah’ diye diye geri kaldık; Avrupa ‘top tüfek’ diye diye ileri gitti.” “Cevâbü’l-ahmaki’s-sükût” kaidesince, böylelere karşı cevap sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht âkiller bulunduğundan deriz ki: Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuz bin şahit, ... Devamını Oku »

14-) Yedi kebairi terk etmek.

Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Helak edici olan yedi şeyden sakınınız!” Sahabeler: “Ya Resulallah, bu yedi şey nedir?” diye sordular. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’a ortak koşmak, büyü yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir canı öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmanın hücumu sırasında harpten kaçmak, namuslu bir kadına zina iftirasında bulunmak.” İbn-i Ömer (r.a.)’den rivayet edilmiştir. ... Devamını Oku »