Cuma , 19 Ekim 2018
En Çok Okunanlar
Anasayfa » Risale-i Nur » Sözler (sayfa 3)

Sözler

1-) Namaz kılmak ve büyük günahları işlememenin hakiki bir vazife-i insaniye ve bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğu meselesi.

İlk önce “Netice-i hilkat” kavramının manasını öğrenelim: Netice-i hilkat: Yaratılışının gayesi, sebebi ve neticesi demektir. Mesela Güneş’in netice-i hilkati, ısı vermek ve aydınlatmaktır. Güneş’in yaratılışının sebebi budur. Tavuğun netice-i hilkati ise yumurtadır. Tavuğa yüklenen vazife de budur. Bal arısının netice-i hilkati ise bal yapmaktır. Onun yaratılışının gayesi de baldır. Tabi bunların daha birçok yaratılış sebepleri vardır. Bizler örnek olması için ... Devamını Oku »

2-) Diğeri, Rezzak-ı Hakikiyi itham etmek derecesinde derd-i maişete dalıp feraizi terk eden ve maişet yolunda rastgele günahları işleyen fâsık-ı hâsirdir.

Bir kimsenin, namazı ve diğer farz ibadetleri terk ederek günahlara dalması ve buna bahane olarak da geçim derdini öne sürmesi, belki de o ibadeti terk etmesinden daha büyük bir suçtur. Zira bu sözde, Cenab-ı Hakk’ın rahmetini itham etmek vardır. Yani bu sözün sahibine göre, eğer çalışmazsa aç kalacak, perişan olacak, sefalete düşecek ve Allah ona yardım etmeyecektir… O kişi, bu ... Devamını Oku »

3-) Evet, en parlak bir mucize-i sanat-ı Samedaniye ve bir harika-i hikmet-i Rabbaniye olan hayatı kim vermiş; yapmış ise, rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de O’dur.

Hayatın en parlak bir mucize-i sanat ve harika-i hikmet olması meselesi üzerinde biraz tefekkür edelim ve “Sûbhanallah “diyelim: Olması mümkün değildir, ama faraza eğer olsaydı. Bir kimsenin, ölmüş bir kuşu gözümüzün önünde dirilttiğini görseydik, ne kadar şaşırır hatta gözümüzü yalanlardık. Bu olayı da ölünceye kadar asla unutmazdık. Zira hayat verme hakikati, bu kadar etkileyici ve şaşırtıcı bir hakikattir. Hâlbuki bizi ... Devamını Oku »

4-) Demek derd-i maişet için namazını terk eden o nefere benzer ki, talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder.

Misaldeki askerin, talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik etmesinin sebebi nedir? Devlete karşı olan güvensizliği ve tevekkülsüzlüğü… Peki, derd-i maişet için namazını terk eden kimsenin hastalığı nedir? Aynı hastalık; Allah’a karşı güvensizlik ve tevekkülsüzlük… Demek asıl problem tevekkülsüzlüktür. Bu makamda, tevekkülü kazandıracak bir kaç ayet ile bir iki hadisi numune olarak zikretmek istiyoruz: “Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış ... Devamını Oku »

5-) Rezzak-ı Kerim’in matbaha-i rahmetinden tayinatını aramak, başkalara bâr olmamak için kendisi bizzat gitmek güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibadettir.

Bu makamda, çalışmanın ibadet olduğu ile ilgili bir ayet-i kerime ile bir hadis-i şerif nakledeceğiz: “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 10) Ebu Said Hazretleri (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Güvenilir ve dürüst tüccar; peygamberler, sıddıklar ve şehidlerle beraber olacaktır.” (Tirmizi) İbn-i Abbas (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah ... Devamını Oku »

6-) Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor. Zira hayat-ı dünyeviyesine lazım olan amel ve iktidar cihetinde en edna bir serçe kuşuna yetişmez. Fakat hayat-ı maneviye ve uhreviyesine lazım olan ilim ve iftikar ile tazarru ve ibadet cihetinde hayvanatın sultanı ve kumandanı hükmündedir.

nmaz56

Bu ifade, insanın ibadet için yaratıldığına bir delildir. Şöyle ki: Mesela bir sinek dünyaya gelir gelmez uçmaya ve vur-kaç tekniğini kullanmaya başlar. Bir balık hemen yüzmeye, bal arısı hemen bal yapmaya ve ipek böceği de hemen ipek dokumaya başlar. Bunlar gibi her bir varlık, bu âleme gelir gelmez hayat şartlarına uyum gösterir ve hayatına lazım olan maddeleri kolayca temin eder. ... Devamını Oku »

1-)Hem bizim efendimiz kerimdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder.

Üstadımızın bu ifadesi namazın, kulun işlemiş olduğu günahlara keffaret olacağı manasındadır. “Hem bizim efendimiz kerimdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder.” ifadesi ile kastedilen mana: Cenab-ı Hakk’ın namazın hürmetine kulunu affetmesi ve günahlarını bağışlamasıdır. Bu makamda namazın günahlara keffaret olduğu ile ilgili bazı hadis-i şerifler nakledeceğiz. Bu hadisler ile Üstadımızın ifadesi daha iyi anlaşılacaktır: Hz. Selman (r.a.)’dan rivayet edilmiştir. Resulullah ... Devamını Oku »

2-)Seni de tayyareye bindirirler; bir günde mahall-i ikâmetimize gideriz. Yoksa iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.

Üstadımızın bu ifadesi ile kastettiği mana: Namaz kılmayan kimseyi bekleyen uhrevi azaplar ve mahrumiyetlerdir. Bu makamda, namaz kılmayanın ahirette göreceği sıkıntılara ait bir kaç hadis-i şerifi nakletmeyi uygun görüyoruz. “Benim havzım, İyle ile Aden arasından daha uzundur. Nefsim elinde bulunana and olsun ki, onun kapları yıldızların sayısından çoktur. Sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Nefsim elinde bulunana and olsun ki ... Devamını Oku »

3-)Amele göre, takva kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat ederler. Bir kısım ehl-i takva berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat eder. Kuran-ı Azîmüşşan şu hakikate iki ayetiyle işaret eder.

Bu söz, temsil-i hikâyedeki şu ifadenin karşılığıdır: “Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.” Üstadımızın ifade buyurduğu “elli bin senelik” ve “bin senelik” mesafelerin geçtiği ayetler şunlardır: “Gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra bütün bu işler, sizin hesabınıza göre bin yıl tutan bir günde O’na yükselir.” (Secde ... Devamını Oku »

4-)O bilet ise namazdır.

Bu makamda, namazın kıymetini beyan için bazı hadis-i şerifler nakledeceğiz. Bu hadisler ile namazın ne kadar kıymetli bir bilet olduğu herhâlde anlaşılır: Cabir İbn-i Abdullah (r.a.)’dan rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı da abdesttir.” (Müsned’i Ahmed) Ukbe İbnu Âmir (r.a.) anlatıyor: Resulullah (s.a.v.)’in şöyle söylediğini işittim: “Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp ... Devamını Oku »

5-)Hâlbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır.

namaz2

Namazda gerçekten de ruhun, kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Bu rahattan dolayı mümin sıkıldığında hemen namaza koşar ve sıkıntılarından teneffüs eder. Bu manayı Üstadımız 2. Söz’de şöyle beyan ediyor: “İbadetin çendan zahiri bir ağırlığı var. Fakat manasında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez. Çünkü âbid namazında der: “Eşhedü en lâ ilâhe illâllah.” Yani: “Hâlık ve ... Devamını Oku »

6-)Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyetle ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü ahirete mal edebilir; fani ömrünü bir cihette ibka eder.

n1

Bu söz, temsil-i hikâyedeki “Sermayesi birden bine çıkar.” ifadesinin karşılığıdır. Evet, ömür dakikaları kılınan namaz sayesinde -güzel bir niyet ile- ibadet hükmünü alır. Bu sayede kişi ömür sermayesini ahirete mal edebilir. Demek namaz bir ruhtur, kişiye girdiğinde kişinin diğer mübah amelleri hayat bulmakta ve ibadete dönmektedir. Bizim burada üzerinde durmak istediğimiz mesele: “Güzel bir niyetle” ifadesidir. Zira mübah işlerin ibadete ... Devamını Oku »