Kıyamet ve ahiret nedir
AHİRET NEDİR?
Ahiret kelimesinin sözlük anlamı, son ve sonra olandır. Bu anlamda dünyanın sonuna ahiret denir. Terim olarak ahiret, ölümden sonra insanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve ebediyen devam eden bir hayatın adıdır.
İçinde yaşadığımız dünyada bulunan her şey sürekli bir değişiklik göstermektedir. Her şeyin durmadan değiştiğini, eskidiğini, canlıların doğup, büyüyüp, gelişip,yaşlanıp öldüklerini, hep gözlemekteyiz.
Yaratılmış olan varlıkların zamanı gelince yok olmaları doğaldır. Çünkü Yüce Allah’tan başka ölümsüz, kalici varlik yoktur. şu halde her şey belirli süreler içersinde varligini devam ettiriyor, sonra da yok oluyor. Bu varliklar arasinda kendisine verilen akil, irade ve güç sayesinde özel bir yere sahip olan insan da belirli bir süre yaşadiktan sonra ölmektedir. Işte insanin canli kaldigi, varligini sürdürdügü bu zaman süresine ömür diyoruz. Insan ömrünün belli bir zaman sonra Allah’ın emriyle son bulmasına da ecel diyoruz. Dünyada her gün veya her an vakti gelen insanların ömürleri tükeniyor; diğer taraftan da yeni doğanlarla yeni hayatlar başlıyor. İşte bunlar gibi bu dünyanın da bir ömrü, bir sonu vardır. Dünyanın bu son bulma anına "Kıyamet kopması" diyoruz. Bundan sonra, Yüce Allah yeni bir âlem yaratacak, bütün ölüleri diriltecek ve hepsini "Mahşer" denilen yerde toplayacaktır. İşte bu yeni âleme "Ahiret" denir.
Ahirete, ahiret günü, kıyamet günü, din günü, ceza günü, son gün, diriliş (ba's) günü gibi isimler de verilmiştir.
İnsana hayat ve canlılık veren ruh, insanın ölümü ile bedenden ayrılır ve ruhlar âlemine gider.
Kıyametin kopma zamanı gelince İsrafil adlı melek Allah’ın emriyle Sûra üfleyecek bütün bu âlemin düzeni bozulacak, her şey alt üst olup taş üstünde taş kalmayacak ve bu dünya hayatı son bulacaktır.
İsrafil’in Sûra ikinci defa üflemesiyle bütün ölüler dirilecek ve yeni bir âlem kurulacaktır. Burada insanlara dünyada yaptıkları bütün iyilik ve kötülükleri açıkça gösterilecektir. Sevabı, yani iyilikleri çok olanlar Cennete gideceklerdir. Günahı, yani kötülükleri çok olan Müslümanlar günahlarının cezasını görmek üzere Cehenneme gireceklerdir. Bunları Yüce Allah dilerse affeder, dilerse cezalarını çektikten sonra yine Cennete koyar. İnkâr edip iman etmeyenler ebedî olarak Cehennemde kalacaklardır.
İşte yeniden dirilme ile başlayıp sonsuza kadar sürüp gidecek olan hayata âhiret hayatı ve bu hayatın geçtiği âleme de âhiret âlemi veya öteki dünya denir. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Sûra üflenince, Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde, kim varsa hepsi düşüp ölmüş olacaktır. Sonra Sûra bir daha üflenince, hemen ayağa kalkıp, bakakalacaklardır." (Zümer: 68.)
Birinci Sûrda Allah’ın dilemesiyle ölmeyip kalanlar, Cebrail, Mikâil, Israfil, Azraîl, veya hamele-i arş(Arşı taşıyan melekler), ya da Rıdvan melekleri, hûriler, cennetin hazînedarı olan Malik’le cehennem bekçileri olan zebânîlerdir. Bu âyete göre " Sûr " iki defa üflenecektir: Birincisi ölüm üfleyişi, ikincisi de ba’s (dirilme) üfleyişidir.
Ahiret nedir
Bazı dinlere ve ilkel insanların inanışlarına göre, insanların, ruh olarak, bedenle birlikte ya da başka bir bedene bürünmüş halde yaşamaya devam ettikleri yer.
ilkel insanlar, çoklukla ahreti yer yüzünden bir nehirle ayrılmış ve kapısında bir köpeğin beklediği bir yer olarak düşünmüşlerdir. Yine aynı insanlar, kötü insanların, yer altında, iyi insanların ruhlarının da gökyüzünde yaşadığını kabul etmişlerdir. Büyük dinlerde de, din kurallarından dışarı çıkmamış olanların, şehit düşenlerin, hiç günah işlememiş olanların, gökyüzünde düşünülen ahrette yaşamalarına devam etikleri inancı yer almaktadır.
Kiyamet nedir
Dini bir tabir olarak Kiyamet; icinde yasadigimiz dünyanin ve onun bünyesinde yer aldigi kainatin parcalanip dagitilmasi , daha sonra insanlar hesap hesap vermek üzere Allah´u Teala´nin huzuru izzetinde, mahiyetini bilmedigimiz bir bicimde kiyam etmesidir.
Allahu Teala, üzerinde yasadigimiz bu dünyayi ve bütün mahlukati gecici bir zaman icin yaratmistir. Her canlinin bir eceli oldugu gibi, dünyanin da bir ömrü vardir. Yarattklarini diledigi kadar yasattiktan sonra öldürecek, var olan her sey kiyametin kopmasiyla bir gün yok olacak ve sonsuza kadar devam edecek olan ahiret hayati baslayacaktir.
Kiyamet inanci imanin alti esasindan birisi olan "Ahiret inanci"´nin bir bölümüdür. Ahiret hayati kiyametle baslar. Bunu mahser, mizan, sirat, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme girmeleri ve ebedi bir hayatin baslamasi safhalari takip eder.
Kiyamet günü öyle bir gündür ki, bu günün dehsetindenPeygamberler bile Allaha siginmislardir. Kur´an-i Kerim´de bu günden söyle bahsedilmektedir: "O gün kisi kardesinden, annesinden, babasindan, esinden ve cocuklarindan kacar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardir. O gün bir takim yüzler parlar, gülec ve sevinclidir. Yine o gün birtakim yüzleri de keder bürümüs, hüzünden kapkara kesilmistir. Ister bunlar, kafirlerdir, günahkarlardir." (Abese: 34, 42)
Kiyamet günü ödül ve ceza günüdür. Allaha´inanip Onun buyruklarina uyanlar ve yasaklarindan sakinanlar, o gün Allah Teala tarafindan ödüllendirilecek, inanmayanlar ise cezalandirilacaklardir. Insanin dünyada yaptigi en kücük iyilik karsiliksiz birakilmayacak, zerre kadar kötülük de unutulmayacaktir.
Kıyamet nedir?
Kıyamet sözlükte geçen anlamıyla yalnız kalkmak, dirilmek anlamında değildir. Bu tabir canlı ve cansız bütün yaratıklara şamil umumi bir imha ve yeniden dirilme gibi iki safhalı bir olay bildirmektedir. Yani bütün canlıların helak oldukları güne Kıyamet dendiği gibi, bütün ölülerin tekrar diriltikleri günede Kıyamet denir.
Kıyâmet, Allah inancından sonra İslâm'ın ikinci temel inancı olan Âhiret hayatının ilk aşamasını oluşturur. Genel bir yok oluş ve yeniden dirilişle birlikte gelişecek Haşr, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar hep Kıyâmet gününün gündem içindedir. Bu nedenle Âhiret inancı, Kıyâmet ve onunla birlikte gelecek olaylara inançtan başka birşey değildir.
Kıyamet, Kur'an-ı Kerim'de hangi isimlerle anılıyor?
Kıyamet, kelimesi Kur'an-ı Kerim'de 70 kez geçer. Bu olay Kur'an'da çok çeşitli isimlerle anılır. Bunların başlıcaları:
Yevmü'l-Kıyâme (Kalkış, Diriliş Günü), el-Saa (Saat), Yevmü'l-Âhir (Son Gün), el-Âhire (Gelecek Hayat), Yevmü'd-Din (Ceza Günü), Yevmü'l-Hesap (Hesap Günü), Yevmü'l-Fası (Karar Günü),Yevmü'l-Cem (Toplanma Günü), Yevmü'l-Hulud (Sonsuzluk, Sonsuzlaşma Günü), Yevmü'l-Ba's (Diriliş Günü), Yevmü'l-Haşre (Pişmanlık Günü), Yevmü't-Teğabün (Kusurların Ortaya Çıktığı Gün), el-Karia (Şaşırtan Felâket), en-Naşiye (İnsanı Dehşete Düşüren Felâket), et-Tamme (Herşeyi Kuşatan Felâket), el-Hakka (Büyük Hakikat) ve el-Vakıa (Büyük Olay)'dır.
Kur'an-ı Kerim'de Kıyamet Olayı
Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! (Hacc,1)
... Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır. (Hac,7)
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, kadar hep şüphe içindedirler. (Hac,55)
... O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et. (Hicr,85)
...Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. (Nahl, 77)
Onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık. (Furkan,11)
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır. (Kamer, 46)
Kıyamet Ne Zaman Kopacak?
Kur'an, Kıyâmet olayının kesinliğini, yakınlığını bildirdiği, hatta oluş biçimine ilişkin tasvirler verdiği halde zamanı konusunda bir açıklama yapmaz. Kıyâmet doğrudan doğruya Allah'ın dilemesine bağlı bir olaydır ve O'ndan başka hiç kimsenin bu konuda bir bilgisi yoktur. Kur'an,
"Kıyâmet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır" (Lokman, 34)..
gibi âyetlerle Kıyâmet'in zamanının hiç kimse tarafından bilinemeyeceğini belirttikten sonra, bu konuda sorulan soruları şöyle cevaplar:
"De ki: 'Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini kendisinden başkası açıklayamaz" (A'raf, 187)
"Kıyâmet'in ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Senin neyine gerek onun zamanını bildirmek. Onun nihayeti ancak Rabbine aittir" (Nâziât, 42-44). Cibril Hadisi olarak ünlü hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s) Hz. Cebrâil'in bu konudaki sorusunu "Soruları sorandan daha bilgili değildir." diye cevaplayarak kendisinin de kıyâmet'in zamanına ilişkin bir bilgiye sahip olmadığını açıklamıştır (Buhârî, İmân, 37).
Kıyametin Oluş Biçimi
Kur'an kıyâmet'in oluş biçimine ilişkin ayrıntılı ve dehşet verici tablolar çizer.
"Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür." (Zümer, 68)
"Kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir..." (Hac,1-2)
"O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış yüne döner. Dost, dostu sormaz." (Meâric,8-10)
"Gökyüzü yarıldığı zaman,Yıldızlar döküldüğü zaman,Denizler birbirine katıldığı zaman,Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman," (İnfitâr, 1-5)
"Güneş katlanıp dürüldüğünde, Yıldızlar döküldüğünde, Dağlar yürütüldüğünde,Gebe develer salıverildiğinde,Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,Denizler kaynatıldığında, Ruhlar birleştirildiğinde, Diri diri toprağa gömülen kıza, sorulduğunda, "Hangi günah sebebiyle öldürüldü?diye.Defterler açıldığında,Gökyüzü sıyrılıp alındığında, Cehennem tutuşturulduğunda ve cennet yaklaştırıldığında," (Tekvir, 1-13).
Küçük Kıyamet
Kur'an ve Sünnet'ten kesin bir delile dayanmamakla birlikte müslümanlar arasında ölüme küçük Kıyâmet (kıyâmet-i suğra) denilmesi gelenekleşmiştir. Bazı bilginlere göre bu tanımlama, ölümün âhiret hayatına bir geçiş olmasına dayanılarak yapılmıştır. Kimi bilginler ise bu tanımlamanın Kur'an'a dayandığını öne sürmektedir. Bu bilginlere göre:
"Allah'a kavuş(up huzura çık)mayı yalan sayanlar, gerçekten ziyana uğradı(lar). Nihayet kendilerine ansızın Saat gelince, onlar (günah) yüklerini sırtlarına yüklenerek (gelirler ve): "Orada (hayatta iken), işlediğimiz büyük kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize! " derler..." (En'am, 31) ayetinde "Kıyâmet" anlamındaki "Saat" aynı zamanda ölümü de dile getirmektedir. Bu geleneğe göre gerçek kıyâmet, Kıyâmet-i Kübra (Büyük Kıyâmet) olarak anılır.
Küçük kıyâmet (ölüm) ile başlayan ve büyük kıyâmet'e kadar süren dönem Kabir Hayatı ya da Berzah olarak adlandırılır. Kabir Hayatı içinde Münker ve Nekir adlı meleklerin sorgusu ve ölünün mü'min ya da kâfir oluşuna göre mutluluk ya da azab vardır. Kabir Hayatı'na ilişkin bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a.s) kabri ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da Cehennem çukurlarından bir çukur olarak nitelemiştir (Tirmizî, Kıyâmet, 26). Bir başka hadiste de Münker ve Nekir'in sorgusundan sonra ölünün nimetlendirildiği yadaazaba uğratıldığı anlatılır. Buna göre Mü'minin mezarı yetmiş arşın genişletilir, aydınlatılır ve ona "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi Mahşer gününe kadar uyumana devam et" denilir. Münafık kişinin mezarına da "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" emri verilir. Yer, cendere gibi adamı, kemikleri hurdahaş oluncaya kadar sıkıştırır ve ölü yeniden dirilene kadar böyle işkence görür (Tirmizi, Cenaiz; 70).
KIYÂMET ALAMETLERİ
Küçük Alâmetler
Kıyamet gününün yaklaşmakta olduğunu haber veren belirtiler.
- İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları
- İnsanların ölümü temenni etmeleri
- Câriyenin efendisini doğurması
- Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması
- İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması
- İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması
- Depremlerin çoğalması
- Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi
- Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi
- Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması
- Namaz büyük bir yük ve külfet sayılacak
- Kadınların saltanat devri başlayacak
Büyük Alâmetler
Kıyametin kopacağına dair son belirtilerdir.
- Deccal'in ortaya çıkışı
- Duhan'ın çıkışı: Duman anlamına gelir. Kıyamet kopmadan önce bütün dünyayı saracak.
" O halde, semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle" (Duhan Suresi : 10)
- Dabbetü'l-arz'ın çıkışı
- Güneşin Batıdan doğması
- Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi
- Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı
- Çöküntü
- Ateş: Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi.
- Mehdî'nin çıkması