“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler11.Söz İzahlar10-) Kâinat sayfasında âyâtını yazan…

10-) Kâinat sayfasında âyâtını yazan…

Ayet: Nişan, alamet, işaret ve kimsenin inkâr edemeyeceği açık delil demektir. İşte “ayet”in bu manasıyla: Bu kâinat, bir kitab-ı kebir ve içindeki her bir varlık da bu kitabın bir ayetidir. Kuşlardan kelebeklere, sineklerden ağaçlara ve balıklardan yıldızlara kadar her şey Allah-u Teâlâ’ya işaret etmekte; O’nun bir nişanı, varlığının bir alameti ve vahdaniyetinin apaçık bir delili olmaktadır.
İşte bu manada, her şey kâinat sayfasında yazılan bir ayettir. Tecessüm etmiş ayetler…
Kâinatın kitab-ı kebir ve içindeki mahluklarının birer ayet olması meselesini Asâ-yı Musa’dan dinleyelim:
“İsm-i Hakem’in tecelli-i âzamı şu kâinatı öyle bir kitap hükmüne getirmiş ki, her sahifede yüzer kitap yazılmış ve her satırında yüzer sayfa dercedilmiş ve her kelimesinde yüzer satır mevcuttur ve her harfinde yüzer kelime var ve her noktasında kitabın muhtasar bir fihristeciği bulunur bir tarza getirmiştir. O kitabın sahifeleri, satırları, ta noktalarına kadar yüzer cihette nakkâşını, kâtibini öyle vuzuhla gösteriyor ki; o kitab-ı kâinatın müşahedesi, kendi vücudundan yüz derece daha ziyade kâtibinin vücudunu ve vahdetini ispat eder. Çünkü bir harf kendi vücudunu bir harf kadar ifade ettiği hâlde, kâtibini bir satır kadar ifade ediyor.
Evet, bu kitab-ı kebirin bir sahifesi, zemin yüzüdür. O sahifede nebatat, hayvanat taifeleri adedince kitaplar birbiri içinde, beraber, bir vakitte, yanlışsız, gayet mükemmel bir surette bahar mevsiminde yazıldığı gözle görünüyor.
Bu sayfanın bir satırı, bir bahçedir. O bahçede bulunan çiçekler, ağaçlar, nebatlar adedince manzum kasideler beraber, birbiri içinde, yanlışsız yazıldığını gözümüzle görüyoruz.
O satırın bir kelimesi, çiçek açmış, meyve vermek üzere yaprağını vermiş bir ağaçtır. İşte bu kelime muntazam, mevzun, süslü yaprak, çiçek ve meyveleri adedince Hakem-i Zülcelâl’in medh-ü senasına dair manidar fıkralardır.
Güya çiçek açmış her ağaç gibi, o ağaç dahi nakkâşının medihelerini teganni eden manzum bir kasidedir…” (Asâ-yı Musa, İkinci kısım, Hüccetü’l-Bâliğa Risalesi)

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap