“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler11.Söz İzahlar11-) On sekiz bin âlem meselesi

11-) On sekiz bin âlem meselesi

Cenab-ı Hak’tan gayrı her şeye “âlem” denilir. Ayrıca mahlukat içerisindeki her bir sınıfa da “âlem” denilir. İnsanlar âlemi, melekler âlemi, hayvanlar âlemi gibi…
Ayrıca âlem kelimesinde “alamet” manası da vardır. Mahlukat, yaratanının varlığına nişan olduğu için, mahlukata “âlem” ismi verilmiştir.
Vehb Hazretleri (r.a.) bu konuda şöyle demiştir: “Şüphesiz Allah’ın on sekiz bin âlemi vardır. Dünya ise bu âlemlerden sadece biridir.”
Üstadımız Hazretleri “on sekiz bin âlem” meselesini Mektubat’ında şöyle izah etmektedir:
Saniyen: Mektubunda diyorsun: رَبُّ الْعَالَمِينَ (âlemlerin Rabbi) tabir ve tefsirinde “on sekiz bin âlem” demişler. O adedin hikmetini soruyorsun.
Kardeşim, ben şimdi o adedin hikmetini bilmiyorum. Fakat bu kadar derim ki: Kur’an-ı Hakîm’in cümleleri birer manaya münhasır değil; belki, nev-i beşerin umum tabakatına hitap olduğu için, her tabakaya karşı birer manayı tazammun eden bir küllî hükmündedir. Beyan olunan manalar, o küllî kaidenin cüz’iyatları hükmündedirler. Her bir müfessir, her bir arif, o küllîden bir cüz’ü zikrediyor. Ya keşfine, ya deliline veyahut meşrebine istinad edip bir manayı tercih ediyor. İşte bunda dahi, bir taife o adede muvafık bir mana keşfetmiş.
Mesela ehl-i velâyetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ⊛ بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لاَيَبْغِيَانِ “Allah iki denizi salıverdi ki, o denizler birbirleriyle karşılaşırlar. Aralarında ise bir engel vardır; birbirine karışmazlar.” (Rahman suresi 19-20) cümlesinde, daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i Rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, ta dünya ve ahiret bahirlerine, ta âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, ta şark ve garb, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, ta Bahr-i Rum ve Fars bahrine, ta Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına -ki mercan denilen balık ondan çıkıyor- ta Akdeniz ve Bahr-i Ahmere ve Süveyş Kanalına, ta tatlı ve tuzlu sular denizlerine, ta toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, ta Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizlerle onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazi manalarıdır.
İşte onun gibi اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ dahi, pek çok hakaik-i camidir. Ehl-i keşif ve hakikat, keşiflerine göre ayrı ayrı beyan ederler. Ben de böyle fehmederim ki: Semavatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı, her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat birer âlemdir. Hatta her bir insan dahi küçük bir âlemdir. رَبُّ الْعَالَمِينَ tabiri ise, “Doğrudan doğruya her âlem, Cenab-ı Hakk’ın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir.” demektir.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap