“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler11.Söz İzahlar19-) Sadisen: Eşyanın yaratılışında ve masnuatın sanatındaki latif incelik ve nazenin güzellikleri temaşa ile tenzih makamında, Fâtır-ı Zülcelal, Sâni-i Zülcemallerine muhabbet ve iştiyak vazifesine girdiler.

19-) Sadisen: Eşyanın yaratılışında ve masnuatın sanatındaki latif incelik ve nazenin güzellikleri temaşa ile tenzih makamında, Fâtır-ı Zülcelal, Sâni-i Zülcemallerine muhabbet ve iştiyak vazifesine girdiler.

Kişi, bu altıncı vazifeyi şu basamaklar ile eda eder:
• İlk önce eşyanın yaratılışındaki hikmetleri ve onun sanatındaki latif incelikleri ve nazenin güzellikleri temaşa eder. Tabi bu temaşayı yapabilmek için, ilk önce o mahluk hakkında bilgi sahibi olunması gerekir.
• Bu temaşadan sonra, tenzih makamında Cenab-ı Hakk’ı bütün kusur ve noksanlıklardan tenzih ve takdis eder.
• Bu tenzih ve takdisten sonra da Allah-u Teâlâ’ya karşı muhabbet ve iştiyak vazifesine girer. Zira insan kemale ve cemale müştaktır. Kemal ve cemal, sebeb-i muhabbettir. İnsan Cenab-ı Hakk’ın cemal ve kemalini gördüğünde, fıtri olarak O’na karşı bir muhabbet ve iştiyak duyar. Demek Cenab-ı Hakk’ı sevmenin yolu, onu bilmekten geçmektedir.
Bir misal ile bu vazifeyi icra edelim:
Şimdi gelin, son derece hakir ve kıymetsiz gördüğümüz bir sivrisineğin vücudundaki binler hikmetten sadece bir hikmeti tefekkür edelim.
Sivrisinek son derece hassas ısı algılayıcıları ile donatılmıştır. Binde birlik (1/1000) bir sıcaklık değişimini dahi hissedebilir. Bu algılama ışığa bağlı olmadığından dolayı, karanlık bir odada bile kan damarını bulabilir.
Kan damarını buldu mu, ilk önce hortumcukları vasıtasıyla noktayı seçer. Deriyi ise sanıldığı gibi basınçla değil, üst çene ve dişlerinin bulunduğu alt çenesi ile yarar. Testere gibi ileri geri hareketler ile deriyi keser ve açılan yarıktan iğnesini kan damarına sokar. Şırıngaya benzeyen iğnesi ise bir kılıfla korunmuştur. Kan emme sırasında bu kılıf iğneden sıyrılır.
Burada büyük bir problem vardır ki, o da kanın pıhtılaşmasıdır. Zira insan vücudu, yine bir hikmetten dolayı, akan kanı pıhtılaştırma özelliğinde yaratılmıştır. Bu sayede, bir yeri kanayan insan kan kaybından ölmez ve akan kan bir müddet sonra pıhtılaşarak durur. Eğer sinek kanı emerken kan pıhtılaşırsa sinek beslenemez. Sivrisinek bunun da önlemini almıştır. Avının vücudundaki pıhtılaşmayı önleyecek bir sıvıyı, damardan açtığı deliğe bırakır ve bu sıvı kanın pıhtılaşmasını önler. İşte kaşıntıya sebep olan da bu enzimdir…
İşte bizim vazifemiz, bu tefekkürü yapmak; bu tefekkürden sonra Cenab-ı Hakk’ı tenzih etmek, yani O’nun ilminin, kudretinin, hikmetinin ve diğer sıfatlarının nihayetsizliğini ve mükemmelliğini ikrar etmek ve daha sonra da o nihayetsiz cemalin ve kemalin sahibi olan zata karşı bir muhabbet ve iştiyak peyda etmektir.
Bir sinekte bu tefekkür yapıldığı gibi, çiçeklerden yıldızlara, zerrelerden galaksilere kadar her şeyde bu tefekkür yapılmalıdır. O hâlde ilk önce fen kitaplarındaki bilgilere ihtiyaç vardır. Elhamdülillah, birçok Risale-i Nur talebesi abilerimiz, fenlere ait hülasa bilgileri kitaplarında cem etmiş ve bizlerin istifadesine sunmuştur. Allah hepsinden razı olsun.
Bu bölüme kadar altı vazifeden bahsedildi. Bu altı vazifeyi bir daha hatırlamak faydalı olacaktır:
1. Saltanat-ı Rububiyetin mehasinini temaşa makamında tekbir ve tesbih vazifesi,
2. Esma-i İlahiyenin cilvelerine ve parlak eserlerine dellâllık makamında takdis ve tahmid vazifesi,
3. Rahmet-i İlahiyenin nimetlerini tadıp anlamak makamında şükür ve sena vazifesi,
4. Esma-i İlahiyenin definelerindeki cevherleri tartıp bilmek makamında tenzih ve medih vazifesi,
5. Kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı Rabbaniyeyi mütalaa makamında tefekkür ve istihsan vazifesi,
6. Eşyanın yaratılışında ve sanatındaki latif incelik ve güzellikleri temaşa etmek ile tenzih makamında Fâtır-ı Zülcelâle muhabbet ve iştiyak vazifesi.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap