“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)

2-) Birinci suret

10. Söz, iki makamdan oluşmaktadır. 1. Makamda, bir mukaddeme ile birlikte 12 suret; 2. Makamda ise yine bir mukaddeme ile birlikte 12 hakikat vardır. 1. Makamda geçen suretler, 2. Makamdaki hakikatlerin temsilleridir. Yani 1. Makamdaki suretler, 2. Makamdaki hakikatler ile izah edilmektedir.
Bu sebeple bu eserin mütalaasında sizlere şu yolu takip etmenizi tavsiye ediyoruz:
• İlk önce 1. Makamdaki temsil-i hikâyeciği okuyun ve o hikâyeye dair yaptığımız izahlar ile temsili iyice anlayınız.
• Daha sonra suretlere geçmeden, 2. Makama geçin ve 2. Makamın Mukaddemesini okuyun ve Mukaddemeye dair yaptığımız izahların da yardımıyla Mukaddemeyi çok iyi anlayınız.
• 1. Makamın ve 2. Makamın Mukaddemelerini anladıktan sonra şu şekilde mütalaaya devam ediniz:
• İlk önce 1. Sureti ve daha sonra 1. Hakikati; sonra 2. Sureti ve 2. Hakikati; sonra 3. Sureti ve 3. Hakikati… Bu şekilde bir suret ve bir hakikat okuyunuz. Bunun sebebi, suretteki mananın hakikatlerde izah edilmesidir. 1. Hakikat, 1. Suretin izahıdır; 2. Hakikat, 2. Suretin izahıdır; 3. Hakikat, 3. Suretin izahıdır… 12. Hakikat, 12. Suretin izahıdır. O hâlde diyebiliriz ki, Hakikatler anlaşıldığında Suretler de anlaşılmış demektir.
Bizler Suretlerin izahlarını yapmayacağız, zira Suretler Hakikatlerde izah edilmektedir. Hakikatin izahı yapıldığında zaten Suretin de izahı yapılmış demektir. Demek bizler 10. Sözde şu bölümlerin izahını yaptık:
• 1. Bölümün Mukaddemesi, yani temsil-i hikayeciği.
• 2. Bölümün Mukaddemesi.
• 2. Bölümdeki 12 Hakikat.
Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz:
10. Söz, Risale-i Nurların içinde anlaşılması en zor eserlerden biridir. Bu sözün anlaşılmasını zorlaştıran en büyük sebep, Üstadımızın eserde takip ettiği metodun bilinmemesi ve Üstadımızın eserde uyguladığı basamaklardan habersiz olunmasıdır.
Unutmayın! Üstadımızı iyi anlayabilmek için ilk önce Üstadımız gibi düşünmeli ve onun penceresinden bakmalıyız. Onun penceresinden bakamadığımız müddetçe Risaleleri hakkıyla anlayamayız. Risaleleri en iyi anlayanımız, Üstadımızın bakış penceresini en iyi bilenimizdir. Üstadı anlamak, Üstad gibi düşünmekten geçer!
O hâlde burada sormamız gereken soru şudur: Üstadımız 10. Söz’de nasıl bir yol takip etmiştir?
Bu sorunun cevabı bulunduğunda 10. Söz’ü anlamak, göreceksiniz 1. Söz’ü anlamak kadar kolay olacaktır. 10. Söz’de Üstadımız şöyle bir yol takip etmiştir:
Haşrin ispatına dair 12 Hakikat vardır. Her Hakikatte üç basamaklı bir yol ve bir tarz takip edilmiştir.
1. Basamak: Üstadımız 1. basamakta, ilgili ismin kâinattaki tecellisini göstermektedir. Bu basamakta Allah’ın varlığına ya da ahiretin varlığına dair hiçbir şey yoktur. Bu basamakta olan tek şey, gözün de gördüğü şu âlemdeki fiiller ve tecellilerdir. Mesela 1. Hakikatte “Sultan” isminin, ikinci Hakikatte “Kerim” ve “Rahim” isminin, üçüncü Hakikatte “Hakim” ve “Âdil” isimlerinin tecellileri gösterilmiştir. Bu basamağa kişinin itiraz edebilmesi mümkün değildir, zira anlatılan her şey göz önündedir. Demek 1. basamakta sadece kâinattaki fiillerden ve tecellilerden bahsedilmektedir.
2. Basamak: Bu basamakta Üstadımız fiilden faile, isimden müsemmaya ve sıfattan mevsufa geçmiştir. Malumdur ki fiiller failsiz, isimler müsemmasız ve sıfatlar da mevsufsuz olmaz. Demek her bir Hakikatte aynı zamanda ispat-ı vücud da yapılmaktadır. Yani her bir hakikat hem haşri hem de Allah’ın varlığını ispat etmektedir. Hatta Allah’ın varlığının ispatı, haşrin ispatından önce 2. basamakta yapılmaktadır. Demek bu basamak, birinci basamakta anlatılan fiil veya isim gösterilerek “Bu fiilin faili ve bu ismin müsemması kimdir?” sorusunun sorulduğu basamaktır.
3. Basamak: 1. basamakta fiil ve tecelli anlatılıp 2. basamakta faile ve müsemmaya çıkıldıktan sonra, 3. basamakta o ismin ahireti gerektirdiği ve o sıfatın ahireti iktiza ettiği ispat edilmektedir. Demek bu basamak, ahiretin varlığının ispat edildiği basamaktır.
Dolayısıyla diyebiliriz ki, ahireti inkâr edebilmek için ilk önce faili ve müsemmayı yani Allah’ı inkâr edebilmek gerekir. Allah’ı inkâr edebilmek için de kâinatta gözüken fiilleri ve isimleri inkâr edebilmek gerekir, bu ise mümkün değildir. Başka bir ifadeyle fiili inkâr edemeyen, faili inkâr edemez; faili inkâr edemeyen de o fiilde gözüken faile ait ismin ahireti gerektirmesini inkâr edemez.
Sözün özü: Üstadımız her bir Hakikatte öyle bir yol takip etmiştir ki, ahireti inkâr edebilmek için, şu göz önündeki âlemi inkâr etmek ve akıldan istifa etmek gerekecektir. Üstadımızın takip ettiği bu yolu Hakikatlerin izahı bölümünde görecek ve burada anlattığımız tarzı daha net kavrayacaksınız.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap