“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaAkaidŞefaat28. Bölüm: Mustafa İslamoğlu’na cevap

28. Bölüm: Mustafa İslamoğlu’na cevap

Mustafa İslamoğlu’nun tahlilini yapacağımız ikinci sözü şu:

– Peki biz ne yaptık? Torpilin adını şefaat koyduk.

– Şefaat bir torpildir… Şefaat müşriklerin inancıdır.

İşittiniz, Mustafa İslamoğlu’na göre şefaat torpilmiş. Şimdi bu sözün, Kur’an’ın ruhuna ne kadar uygun olduğunu tahlil edelim:

Enbiya suresi 28. ayette şöyle buyrulmuştur:

“Onlar ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler.” Acaba şefaate “torpil” diyen İslamoğlu, bu ayete şöyle mi mana veriyor: “Onlar ancak Allah’ın razı olduğu kimseye torpil yapabilirler.” Öyle ya, şefaat torpil demekse, ayete böyle mana vermek zorunda.

Yine Meryem suresi 87. ayette şöyle buyrulmuştur:

“(O gün) Rahman’ın katında bir söz almış olan kimseden başkasına şefaat edilmez.”

Herhalde İslamoğlu, bu ayete şöyle mana veriyor: “Rahman’ın katında bir söz almış olan kimseden başkasına torpil yapılmaz.” 

Yine Necm suresi 26. ayette şöyle buyrulmuştur:

“Göklerde nice melek vardır ki, Allah’ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatleri hiç bir fayda vermez.”

Herhalde İslamoğlu bu ayete şöyle mana veriyor: “Göklerde nice melek vardır ki, Allah’ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların torpilleri hiçbir fayda vermez.”

Demek İslamoğlu’na göre meleklerin de torpili var ve Allah’ın izin verip razı olduğu kullara torpil yapıyorlar.

Yunus suresi 3. ayette şöyle buyrulmuştur:

“Ancak onun izninden sonra şefaat edilebilir.”

Yine İslamoğlu bu ayete şöyle mana veriyor olmalı: “Ancak onun izninden sonra torpil yapılabilir.”

Zuhruf suresi 86. ayette şöyle buyrulmuştur:

“Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleri şeyler -yani putlar- şefaate sahip değildirler. Şefaate ancak, bilerek hakka şahitlik edenler sahiptir.”

Yine İslamoğlu bu ayete şöyle mana veriyor olmalı: “Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleri şeyler torpile sahip değildirler. Torpile ancak, bilerek hakka şahitlik edenler sahiptir.”

Daha gösterebileceğimiz çok ayet-i kerime var. Eğer Mustafa İslamoğlu şefaate torpil diyorsa, bütün bu ayetlere böyle mana vermek zorunda. Sadece ayetlere de değil, hadis-i şeriflere de böyle mana vermeli. Mesela, İmam Tirmizi, İbni Mâce ve Ahmed İbni Hanbel hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

شَفَاعَتِى لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِى Benim şefaatim ümmetimden büyük günah sahipleri içindir. (Tirmizi, Kıyame:11; İbni Mâce, Zühd:26; Ahmed İ. Hanbel, 3/113).

Ey Mustafa İslamoğlu, Peygamberimiz şöyle mi demek istedi: “Benim torpilim ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.”

Ya da Zeyd b. Erkam Hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

شَفَاعَتِى يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَقٌّ  Kıyamet günündeki şefaatim haktır. (El-Mutteki, Kenzül Umman: 14/399)

Ey İslamoğlu, bu hadisin manası “Kıyamet günündeki torpilim haktır.”  şeklinde midir?

Ya da şöyle sorsak: İmam Tirmizi’nin Sünen’inde naklettiği ve hasen kabul ettiği bir hadis-i şerifte Enes b. Malik Hazretleri şöyle der:

“Ey Allah’ın Resulü, bana kıyamet gününde şefaat eder misin?” Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) şöyle dedi: “Allah izin verirse ederim.”

Ey İslamoğlu, sana göre Hz. Enes Peygamberimiz’den torpil mi istedi. Peygamberimiz de ona “Allah izin verirse torpilyaparım” mı dedi?

Diğer sahabeler de Peygamberimiz’den şefaat talep etmişlerdir. Bütün bu talepler torpil isteme midir? Sen Kur’an’ı ve İslamı böyle mi anlıyorsun?

Şimdi, Mustafa İslamoğlu aşığı bir kardeşim şöyle diyebilir: “Hocam biraz abarttın, İslamoğlu ‘torpil’ kelimesiyle haksız menfaati kastetmiştir. Öyle değil mi yani, cehenneme gidecek birine şefaat edilmesi haksız bir menfaat değil midir?”

Biz de böyle diyen birisine şöyle deriz:  O zaman sana bir kaç ayet daha göstereyim: Bakara suresi 261. ayette Cenab-ı Hak, iyiliğe karşı bire yedi yüz vereceğini beyan buyurmuştur. Bir iyiliğe 700 kat sevap almak da kişinin hakkı değildir. O zaman bu da sana göre torpildir. Öyle ya, hak edilmeyen bir şeyi almak torpilse, bu da torpil olmalıdır…

Yine Cenab-ı Hak tövbe edenlerin günahlarını affedeceğini bildirmiştir. Bu da sana göre torpil olmalı. Çünkü burada da haksız menfaat var. O kadar günah işlemişken birden affediliyor.

Hatta Furkan Suresi 70. ayet sana göre kat kat torpildir. Çünkü bu ayette Allah Teala, tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin günahlarını sevaba çevireceğinden bahsediyor. Yani günahı silmekle kalmıyor, bir de bütün günahları sevaba çeviriyor. Haksız menfaat torpilse, sana göre bundan daha büyük torpil mi var?..

Hatta sana göre cennet de torpil olmalı. Çünkü cennet de kulun hak ettiği bir şey değildir. Dünyada günde on saat çalışıp bir ömürde küçücük bir eve sahibi olamayan insan, hangi ameliyle ebedi cenneti hak ediyor? Cennet, tamamıyla lütfü ilahidir. Bu lütuf, iman ve salih amel sahiplerine yapılacaktır.

İşin özü şu: Eğer “Şefaat torpildir, çünkü haksız menfaattir.” derseniz, Allah’ın affından tutun sevapların katlanmasına kadar; günahların sevaba çevrilmesinden tutun, cennete kadar her şeye torpil demek zorunda kalırsınız. İslam alimleri buna torpil değil ihsan der, lütuf der, ikram der, af der. Kur’an’dan ve edepten nasibi olmayanlar ise buna torpil der.

Torpil kelimesinin tahlilini burada keselim ve şimdi İslamoğlu’nun cümlesinin devamına bakalım. Hazret devamında diyor ki: “Şefaat müşriklerin inancıdır.” Yani bu eserin başında ayetlerle ve hadislerle ispat ettiğimiz şefaat, müşriklerin inancıymış… Herhalde ona göre şefaate inanan bizler de müşrikizdir. Biz müşrik olduğumuz gibi, bütün Ehl-i sünnet alimleri de müşriktir, çünkü onlar da şefaatin hak olduğuna inanmışlardır. Herhalde tek tevhid ehli, İslamoğlu ve avanesidir.

Şimdi soruyorum: Hakkında bu kadar ayet ve onlarca hadis olan şefaate, müşriklerin inancı diyebilen bir kişinin sözüne itibar edilir mi? Cevabı sizlerin ferasetine ve vicdanına bırakıyorum. Biz daha ne yapalım? Elimizden uyarmaktan başka hiçbir şey gelmez. Gönülleri açacak ve hakkı kabul ettirecek olan ancak ve ancak Allah’tır!

Kardeşlerim, Mustafa İslamoğlu’nun şefaate dair İkinci sözünün tahlilini burada noktalayalım ve şimdi Üçüncü sözünün tahliline geçelim.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap