“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler9.Söz İzahlar3-) İbadetin manası şudur ki: Dergâh-ı İlahîde abd kendi kusurunu ve âcz ve fakrını görüp kemal-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlahiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.

3-) İbadetin manası şudur ki: Dergâh-ı İlahîde abd kendi kusurunu ve âcz ve fakrını görüp kemal-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlahiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.

İkinci nüktenin izahını şu şekilde yapmaya çalışalım.
İbadetin manası şudur:
1- Kulun kendi kusurunu görerek Rububiyetin kemali önünde secde etmesidir.
Rububiyet: Cenab-ı Hakk’ın mahlukatını yaratması, beslemesi, onları büyütmesi, terbiye etmesi, idare etmesi, yaşatması, öldürmesi ve onlarda tasarruf etmesidir. Rububiyetin kemali ise, bu fiillerin ve icraatların akılları hayrette bırakacak tarzda mükemmelen icra edilmesidir. Hiçbir varlığın unutulmaması, birbiriyle karıştırılmaması, tam vaktinde tasarrufta bulunulması ve hiçbir kusur ve eksiğin görünmemesidir. Mesela:
• Hiçbir sineğin kanatsız yaratılmaması Rububiyetin kemalindendir.
• Hiçbir mahlukun aç bırakılmaması Rububiyetin kemalindendir.
• Bir anda milyarlarca varlığın mükemmelen yaratılması Rububiyetin kemalindendir.
• Her varlığa farklı vazifeler gördürülmesi ve farklı şekillerde terbiye edilmesi Rububiyetin kemalindendir.
• Her mahluka farklı bir elbise, farklı bir silah, farklı bir suret ve farklı cihazlar verilmesi Rububiyetin kemalindendir.
• Milyarlarca yıldızın birbirine çarptırılmadan gezdirilmesi Rububiyetin kemalindendir.
• Hayatların ve ölümlerin mükemmelliği Rububiyetin kemalindendir.
• Kısacası, mahluklarda yapılan bütün mükemmel ve kusursuz tasarruflar Rububiyetin kemalindendir.
İşte Rububiyetin bu muhteşem saltanatı, kuldan bir ubudiyet istemektedir. Zira küçücük bir iyilik bile mukabilinde bir teşekkür ister. Elbette Rububiyetin bu muhteşem tecellisi de, kula yapılan bütün iyiliklere mukabil bir şükür isteyecektir. İşte bu şükür de ibadettir. Rububiyetin saltanatı bu sebeple, kuldan ibadeti istediği gibi, Rububiyetin kudsiyeti ve paklığı dahi ister ki:
• Evvela kul kendi kusurunu görsün.
• Sonra tevbe ile istiğfar etsin ve Allah’tan af dilesin.
• Sonra da Cenab-ı Hakk’ı bütün noksanlıklardan tenzih etsin.
• Ehl-i dalâletin efkâr-ı batılası olan -hâşâ- çocuk ve eş edinmek gibi umurlardan münezzeh ve mualla olduğunu,
• Ve kâinatın bütün kusurlarından mukaddes ve muarra olduğunu ilan etsin.
İşte bütün bu maddeler, “Sûbhanallah” kelimesi içinde saklanmış ve bu kelime-i kudsiyenin manasında cem edilmiştir. Bu manaları tefekkür ederek “Sûbhanallah” diyen bir kişi, Rububiyetin kudsiyetine karşı tesbih vazifesini yapmış demektir.
2- Kulun kendi âczini ve zaafını görerek kudret-i Samedâniyenin önünde secde etmesidir.
İbadetin ikinci manası ise kudret-i Samedâniye önünde secde etmektir. Şöyle ki:
• Kul evvela kendindeki âcziyeti ve zayıflığı görecek ve bunu derinden derine tefekkür edecek.
• Sonra diğer mahlukların da kendi gibi âciz ve zayıf olduğunu müşahede edecek. Onlar hakkında da aynı tefekkürü yapacak.
• Daha sonra da bu âleme bakacak ve kudret-i Samedâniyenin azamet-i âsârından olan: Galaksilerin yaratılışı, yıldızların gezdirilmesi, semanın direksiz durdurulması, bulut ordularının sevk ve idaresi, denizlerin yaratılışı, dağların şu dünyaya bir direk ve mahzen yapılması gibi ilahî icraatlara bakacak. Kendisi bir taşı kaldıramazken, Cenab-ı Mevla’nın koca yıldızları bir tesbih tanesi gibi çevirdiğini görecek…
• Ve daha sonra da Mevla Teâlâ’nın bu azametli eserlerine karşı istihsan ve hayret içinde “Allahû Ekber” deyip o büyüklüğün ve azametin karşısında hayret ve muhabbetle secdeye gidecek, O’na iltica ve tevekkül edecek.
İşte bütün bu maddeler “Allahû Ekber” sözünde saklanmış ve bu kelime-i kudsiyenin manasında cem edilmiştir. Bu manaları tefekkür ederek “Allahû Ekber” diyen bir kişi, Rububiyetin kemal-i kudretine karşı tekbir vazifesini yapmış demektir.
3- Kulun kendi fakrını ve ihtiyacını görerek rahmet-i İlahiyenin önünde secde etmesidir.
İbadetin üçüncü manası da rahmet-i İlahiyenin önünde secde etmektir. Şöyle ki:
• Evvela kul kendi fakrını bilecek ve ihtiyacını hissedecek.
• Sonra diğer mahlukları temaşa edecek ve onların da aynı fakr ve ihtiyaç içinde yuvarlandıklarını görecek.
• Daha sonra sual ve dua lisanıyla hem kendi ihtiyacını hem de diğer mahlukların ihtiyaçlarını Rabbine izhar ve ilan edecek.
• Ve daha sonra da Rabb-i Kerim olan Mevla’sının kendisine ihsan ve nimetlerine karşı şükür ve sena edecek.
İşte bütün bu maddeler “Elhamdülillâh” sözünde saklanmış ve bu kelime-i kudsiyenin manasında cem edilmiştir. Bu manaları tefekkür ederek “Elhamdülillâh” diyen bir kişi, Rububiyetin nihayetsiz hazine-i rahmetine karşı şükür ve sena vazifesini yapmış demektir.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap