“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler11.Söz İzahlar31-) Dördüncüsü: Lisan-ı hâl ve kâlinle Hâlik’inin dergâh-ı rububiyetine ubudiyetini ilan etmektir.

31-) Dördüncüsü: Lisan-ı hâl ve kâlinle Hâlik’inin dergâh-ı rububiyetine ubudiyetini ilan etmektir.

Evet, insanın en büyük vazifelerinden biri de dergâh-ı rububiyete karşı lisan-ı hâl ve lisan-ı kâl ile ubudiyetini ilan etmektir.
Dua iki kısma ayrılır. Birincisi bizlerin bildiği, dil ile yapılan duadır ki buna “lisan-ı kâl” denilir. İkincisi ise hâl lisanı ile yapılan duadır ki buna da “lisan-ı hâl” denilir. Hâl dili ile yapılan dualar da üçe ayrılır:
1- İhtiyaç lisanı ile yapılan dualar: Mesela bir çiftçinin toprağı kazması, ihtiyaç lisanı ile yapılan bir duadır. Çifti o hâli ile ihtiyacını Allah’a arz eder. Yine bir kuşun kanat için, bir balığın yüzgeç için, bir ağacın yaprak ve meyve için yaptığı bütün hâlî dualar, lisan-ı ihtiyaç ile yapılan dualardır.
2- İstidat, yani kabiliyet lisanı ile yapılan dualar: Bir yumurtanın kuş olabilmek için, bir tohumun çiçek olabilmek için ve bir çekirdeğin ağaç olabilmek için yaptığı hâlî dualar, kabiliyet lisanı ile yapılan dualara misaldir.
3- Izdırar, yani zorda kalmanın lisan-ı hâli ile yapılan dualar: Bütün ümitlerin kesildiği, bütün sebeplerin sükût ettiği, bütün umutların kaybolduğu ve son derece sıkıntılı anlarda hâl lisanı ile yapılan dualardır. Bu durumlarda kişi âdeta hâli ile yalvarmakta ve bir çıkış yolu istemektedir. Burası için Birinci Lema’da anlatılan Hz. Yunus (a.s.)’ın kıssası mütalaa edilebilir.
Demek dua ikiye ayrılıyor: Lisan-ı kâl ve lisan-ı hâl. Lisan-ı hâl de kendi arasında üçe ayrılıyor: Lisan-ı ihtiyaç, lisan-ı istidat ve lisan-ı ızdırar.
İnsanın vazifesi ise hem kâl lisanıyla hem de hâl lisanı ile Allah’a yalvarmak ve ona ibadet edip kulluk etmektir.
Cenab-ı Mevla bizleri, kulluğun şuuruna ulaşan bahtiyarlar zümresine dâhil eylesin. Âmin!

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap