“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler11.Söz İzahlar4-) Ey benimle bu hikâyeyi dinleyen arkadaş! Elbette anladın ki, o hâkim-i zîşan, bu kasrı şu mezkûr maksatlar için bina etmiştir. Şu maksatların husulü ise iki şeye mütevakkıftır…

4-) Ey benimle bu hikâyeyi dinleyen arkadaş! Elbette anladın ki, o hâkim-i zîşan, bu kasrı şu mezkûr maksatlar için bina etmiştir. Şu maksatların husulü ise iki şeye mütevakkıftır…

Üstadımız mezkûr beyanıyla, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in risaletini ve kıyametin sebeb-i vücudunu beyan etmiştir. Şöyle ki:
Efendimiz (s.a.v.)’in vücudu zaruridir. Çünkü mezkûr maksatlar, onun talim ve irşadına mebnidir. Zira anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır. Şu âlem de anlaşılmaz bir kitaptır. Bu kitapta esma-ül hüsna ve sıfat-ı ulyâ yazılmış ve her bir mevcud âdeta bir kitap hükmüne getirilmiştir. Elbette, bu kitabı ders verecek bir muallime ihtiyaç vardır. Eğer muallim olmazsa kitabın manaları anlaşılamaz ve kitabın hikmet-i hilkati kaybolur. Demek bu âlem, nübüvvet ve risaleti iktiza etmektedir.
Üstadımız bu meseleyi 31. Sözde şöyle izah etmiştir:
İkinci temsil: Nasıl ki bir zat-ı zîfünun, mu’ciznümâ bir kitabı telif edip yazsa. Öyle bir kitap ki, her sahifesinde yüz kitap kadar hakaik, her satırında yüz sahife kadar latif manalar, her bir kelimesinde yüz satır kadar hakikatler, her harfinde yüz kelime kadar manalar bulunsa. Bütün o kitabın maânî ve hakaikleri, o kâtib-i mu’ciznümânın kemâlât-ı maneviyesine baksa, işaret etse, elbette öyle bitmez bir hazineyi kapalı bırakıp abes etmez. Herhâlde o kitabı bazılara ders verecek. Ta o kıymettar kitap manasız kalıp beyhude olmasın, onun gizli kemalâtı zahir olup kemalini bulsun ve cemal-i manevisi görünsün; o da sevinsin ve sevdirsin. Hem o acayip kitabı bütün maânîsiyle, hakaikiyle ders verecek birisini, en birinci sahifeden ta nihayete kadar üstünde ders vere vere geçirecektir.
Aynen öyle de Nakkâş-ı Ezelî şu kâinatı, kemalâtını ve cemalini ve hakaik-i esmasını göstermek için öyle bir tarzda yazmıştır ki, bütün mevcudat hadsiz cihetlerle nihayetsiz kemalâtını ve esma ve sıfatını bildirir, ifade eder. Elbette bir kitabın manası bilinmezse hiçe sukut eder. Bahusus böyle her bir harfi binler manayı tazammun eden bir kitap sukut edemez ve ettirilmez. Öyle ise o kitabı yazan, elbette onu bildirecektir. Her taifenin istidadına göre bir kısmını anlattıracaktır. Hem umumunu en âmm nazarlı, en külli şuurlu, en mümtaz istidatlı bir ferde ders verecektir… (31. Söz)

Kıyametin vücudunun sebebi de: Bu ahalinin o zatın sözünü dinlememesidir. Eğer ahali, bu âlem sarayının hikmet-i hilkatine muhalif hareket ederse, o zaman kasrın vücudunun devamına bir sebep kalmamıştır. Artık harap edilebilir.
Demek üstadın vücudu, şu âlem sarayının yaratılmasının sebebidir. Ahalinin dinlemesi de şu kasrın devam ve bekasının sebebidir. Öyleyse denilebilir ki, eğer şu üstad olmasaydı, o melik-i zîşan şu kasrı bina etmezdi. Hem yine denilebilir ki, o üstadın talimatını ahali dinlemedikleri vakit, elbette o kasr tebdil ve tahvil edilecektir.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap