“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaAkaidŞefaat6. Delil: Yunus suresi 3. Ayet

6. Delil: Yunus suresi 3. Ayet

Şefaatin hak olduğuna dair göstereceğimiz Altıncı Kur’an Delili, Yunus suresinin 3. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

أَستعيذ بالله ،  مَا مِنْ شَفِيعٍ  Hiçbir şefaatçi yoktur  إِلاَّ مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ   O’nun izninden sonrası müstesna…

Manaya bir daha dikkat kesilelim: O’nun izninden sonrası müstesna, şefaat edecek hiç kimse yoktur. Şöyle de mana verilebilir: Ancak onun izninden sonra şefaat edilebilir.

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım: Ayetin başında,   مَا مِنْ شَفِيعٍ  Hiçbir şefaatçi yoktur  denilerek, bütün şefaatçilerin şefaati reddedilmiştir. Daha sonra  إِلاَّ  kaydı konulmuştur. Buradaki  إِلاَّ  istisnasından anlıyoruz ki, “Hiçbir şefaatçi yoktur” hükmü kayıt altına alınmaktadır.  Bu kayıt, bazı ayetlerde kişilerle ilgili olurken, bu ayette zamanla ilgilidir. إِلاَّ  nın devamı olan  مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ  ifadesi, bu zaman kaydını açıklamaktadır. Bu kayıt, Allah’ın izninden sonrasının müstesna olduğudur. O halde ayet şu manaya gelmektedir: Hiçbir şefaatçi yoktur. Sadece Allah’ın izninden sonra şefaat edecek vardır. Ya da başka bir ifadeyle: Allah’ın izninden önce şefaat edecek hiç kimse yoktur.

Demek şefaat, Allah’ın iznini bağlıdır. O’nun izni olursa, bir kul başka bir kula şefaat edebilir. İzni olmazsa edemez. Eğer Allah’ın izni dairesinde şefaat olmasaydı, ayette geçen “Allah’ın izninden sonra olması müstesna” ifadesi gereksiz olurdu. Kur’an’da ise gereksiz hiçbir ifade yoktur.

Sözün özü: “O’nun izninden sonra olması müstesna” ifadesi, Allah’ın izni dairesinde şefaatin hak olduğunu ispat etmektedir.

Şimdi şefaati inkar edenlere bazı sorular soralım.

Ey şefaati inkar edenler! Bakın, ayet-i kerimede “O’nun izninden sonrası müstesna, şefaat edecek yoktur.” buyrularak apaçık bir surette şefaatin hak olduğu beyan  edilmiştir. Şefaat vardır ve Allah’ın iznine bağlıdır. Ayetin reddettiği şey, şefaatin varlığı değildir; ayetin reddettiği şey Allah’ın izni olmadan şefaat edilebileceğidir. Ayet, izinsiz şefaati reddeder ve şefaati Allah’ın iznine bağlar.

Şimdi size soruyoruz:

– Sizler bu ayet-i kerimeyi nasıl izah ediyorsunuz?

– Ayet apaçık bir şekilde, şefaatin Allah’ın izniyle var olduğunu söylerken, sizler bu ayete nasıl gözlerinizi kapıyorsunuz?

– Ayetteki  إِلاَّ مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ kaydını görmüyor musunuz?

– Eğer şefaat yoksa, ayetteki  إِلاَّ مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ  ne demek?

Buraya bir mana verin de görelim… إِلاَّ مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ  demek, “Allah’ın izninden sonra şefaat edilir.” demektir. Zerre miskal Arapça bilen burayı bu şekilde anlar. Bunu siz de biliyorsunuz, lakin sizin amacınız farklı. Amacınız, dinin esaslarını bozmak. İnşallah bu çalışmalarımız, bu amacınıza ulaşmanızı engelleyecek!..

Tabi, bu derslerin yayılması için bizi seyreden kardeşlerimizden de destek bekliyoruz. Bu fitneye hep beraber karşı koyacağız.

Sevgili kardeşlerim, şefaatin hak olduğuna dair Altıncı Delilimizi burada sonlandıralım ve şimdi Kur’an’dan Yedinci Delilimize geçelim.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap