“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaAkaidKaderi İnkar Edenler6. “Evlilik kader midir?” sorusunda boğulanlar

6. “Evlilik kader midir?” sorusunda boğulanlar

Sevgili kardeşlerim, kader hakkındaki eserimizin bu dersinde, “Evlilik kader midir?” sorusunun cevabını işleyeceğiz. Bu ders bizim, kader hakkındaki Altıncı dersimiz. Bu dersi anlayabilmek için, İkinci ve Üçüncü dersin mutlaka seyredilmesi lazım. İlk önce, o derslerde işlenen ezeliyet bahsi ve ilmin maluma tabi olması kaidesi bilinmeli, daha sonra bu ders seyredilmelidir… Bu sebeple, eğer İkinci ve Üçüncü dersleri seyretmediyseniz, bu videoya biraz ara verin ve ehlisunnetinanci.com sitemizdeki kader başlığından, İkinci ve Üçüncü dersi seyredin ve daha sonra bu derse geçin. Ben sizlerin bu dersleri seyrettiğinizi varsayıyor ve dersimize devam ediyorum…

Aslında “Evlilik kader midir?” sorusu, çok garip bir sorudur. Şöyle ki:

Kader, Allah’ın ilminin bir unvanıdır. Ve Allah’ın bizim yapacaklarımızı ezeli ilmiyle bilmesidir. Evliliğin kader olmaması için, Allah’ın evlenen kişilerden habersiz olması gerekir. Bir daha tekrar edeyim:

Evliliğin kader olmaması için, Allah’ın evlenen kişilerden habersiz olması gerekir. Bunu ise ancak, Allah’ın ezeliyetini bilmeyenler düşünebilir.

O hâlde “Evlilik kader midir?” sorusunun cevabı, “Elbette kaderdir.” şeklindedir. “Evlilik kaderdir.” demek de “Allah bu iki kişinin evleneceğini ezeli ilmiyle biliyor.” demektir. Ancak burada iki farklı durum söz konusu olabilir:

Birinci durum şudur:

Allah Teala ezeli ilmiyle, kadın ve erkeğin, cüz-i iradelerini kullanarak evlenmek isteyeceklerini bilmiş ve zamanı geldiğinde onların bu arzularını külli iradesiyle yaratacak olduğundan, kader defterlerine birbirleriyle evleneceklerini yazmıştır.

“İlim maluma tabidir.” kaidesiyle, bu yazı onların arzu ve iradelerine tabidir. Yani kader defterinde “Şunlar birbiriyle evlensin.” değil, “Şunlar birbiriyle evlenecek.” şeklinde yazılmıştır. Elbette böyle bir yazı, insanı zorlayıcı değildir.

İkinci durum da şudur:

Bazen ya bir şükür ya da sabırla imtihan olmaları için, kulun cüz-i iradesi karışmaksızın Allah iki kişiyi karşılaştırır ve onları birbirleriyle evlendirir. Eğer bu evlilik güzel bir evlilik olmuşsa, bu, kadın ve erkekten şükrün istenildiği bir nimettir. Eğer bu evlilik kötü bir evlilik olmuşsa, bu evlilik, sabrın istendiği bir imtihan olur. Erkek kadınla, kadın da erkekle imtihan edilir.

Demek ki, yapılan bütün evliliklerde kulun cüz-i iradesi esas alınmamaktadır. Başka bir ifadeyle, ihtiyari fiillerden olan evlilik, bazen ıstırari fiiller gibi, kulun müdahalesi ve seçmesi olmaksızın meydana gelir. O halde şu hükümleri, bütün işlerimiz için birer kaide olarak bilmeliyiz.

1) Eğer kul bir şeyin olmasını ister, ancak Allah onun olmasını istemezse, o fiil vücuda gelmez ve meydana çıkmaz. Eğer vücuda gelmeyen bu arzu bir hayırsa, kul niyetinin mükâfatını görür.

2) Eğer kul bir şeyin olmasını ister, Allah da onun olmasını murad ederse, o fiil vücuda gelir ve yaratılır. Bu fiilin yaratılmasına, kulun cüz-i iradesi sebep olduğundan dolayı, kul bu fiilinde mesuldür. Hayırlı bir işse mükâfat, kötü bir işse ceza görür. Bu meseleyi Dördüncü dersimizde anlatmıştık.

3) Kulun hiçbir müdahalesi olmaksızın, sırf Allah’ın dilemesiyle yaratılan fiiller… Bu tür fiillerde kulun cüz-i iradesi işe karışmaz. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, şükürle veya sabırla imtihan olmaları için, Allah o fiilleri icad eder.

İşte evlilik, bazen ikinci gruba giren bir fiildir. Kulun cüz-i iradesini kullanması neticesinde, Allah istediğini yaratır. Bazen de üçüncü gruba giren bir fiil olur. Allah, kullarının iradelerini karıştırmaksızın onları birbirleriyle evlendirir. Ancak her iki durumda da evlilik kaderdir. Ve Allah’ın ezeliyetiyle bildiği bir iştir. Ancak burada, ilmin maluma tabi olması kaidesini ve Allah’ın ezeliyetini unutmamak gerekir. Yani Allah’ın bu bilgisi, bizi bir işe zorlamamakta, bilakis biz irademizle neyi yapacaksak, Allah onu bilmektedir. Bu meseleyi, İkinci ve Üçüncü derslerimizde anlatmıştık. Bu dersleri mutlaka seyretmelisiniz.

Allah’ın ezeliyetini ve ilmin maluma tabi olduğu kaidesini bilenler için, cevabı çok kolay olan “Evlilik kader midir?” meselesi hakkında, bakın Abdülaziz Bayındır ve Mehmet Okuyan ne diyor?

Abdülaziz Bayındır: Allah sizin kiminle evleneceğinizi bilseydi, evlenmeyle ilgili yasa koyar mıydı?

Mehmet OkuyanEvleneceği insan, insanın kaderinde var derler. Yazılmıştır kısmı yanlış… Peki, evlendi boşandı. Allah yanlış mı yazdı?

Kardeşlerim, ne kadar kolay bir meselede boğulduklarını gördünüz mü? Boğuluyorlar, çünkü İkinci derste anlattığımız, Allah’ın ezeliyetinin manasını bilmiyorlar. İnanın o dersi seyreden birisi, gidip bunlara kaderi öğretir… Ben, bu kişilerin peşinden gidenlere şaşırıyorum. Böyle en kolay meselede bile şaşıranların hangi sözlerine güvenilir ve onlara nasıl inanılır, bunu anlayamıyorum!..

Her neyse, sevgili kardeşlerim, bu dersimizi burada tamamlayalım. Bir sonraki dersimizde, “Katil öldürmeseydi, maktül ölür müydü?” konusunu işleyeceğiz. O derste buluşuncaya kadar sizleri Allah’a emanet ediyorum.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap