“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)
Ana SayfaRisale-i NurSözler12.Söz İzahlar8- Kur’an-ı Hakîmin hikmeti, hayat-ı şahsiyeye verdiği terbiye-i ahlâkiye ve hikmet-i felsefenin verdiği dersin muvazenesi:

8- Kur’an-ı Hakîmin hikmeti, hayat-ı şahsiyeye verdiği terbiye-i ahlâkiye ve hikmet-i felsefenin verdiği dersin muvazenesi:

Daha öncede belirttiğimiz gibi, bu gibi muvazeneleri anlamanın en iyi yolu kıyaslamalı şema çizmektir. Dilediğiniz ince nükteleri de şemaya kaydedebilirsiniz. Şemamız şu şekildedir:

FELSEFENİN TİLMİZİ İLE KUR’AN’IN TİLMİZİNİN KIYASLANMASI
FELSEFENİN TİLMİZİ KUR’AN’IN TİLMİZİ
Bir Firavundur. Bir abddir.
Menfaati için en hasis şeye ibadet eder. Âzam-ı mahlûkata ibadete tenezzül etmez.
Her menfaatli şeyi kendine rab tanır. Cennet gibi âzam-ı menfaat olan bir şeyi gaye-i ibadet kabul etmez.
Mütemerrid ve muanniddir. Mütevazidir, selim, halimdir.
Bir lezzet için nihayet zilleti kabul eder. Şeytan gibi şahısların, bir menfaat-i hasise için ayağını öpmekle zillet gösterir. Allah’tan gayrına, daire-i izni haricinde ihtiyarıyla tezellüle tenezzül etmez.
Cebbar bir mağrurdur. Fakr ve zaafını bilir.
Kalbinde nokta-i istinat bulmadığı için, zatında gayet acz ile âciz bir cebbâr-ı hodfuruştur. Mâlik-i Kerîminin ona iddihar ettiği uhrevî servetle müstağnîdir ve Seyyidinin nihayetsiz kudretine istinad ettiği için kavîdir.
Gaye-i himmeti, nefis, batnın ve fercin hevesatını tatmindir. Ve menfaat-i şahsiyesini menfaat-i kavmiye içinde arar. Yalnız livechillâh, rıza-i İlâhî için, fazilet için amel eder, çalışır.

Böyle kıyaslamalı tablolar sayesinde konunun tamamına birden bakılabilir. Şunu unutmayın! Okuduğunuz bir yeri kitaba bakmaksınız özetleyebilmelisiniz. Özet yapabilmek için de konuyu çok iyi takip etmeli ve cümleler arasındaki ilişkilerin farkına varmalısınız. Cümleler arasındaki ilişkilerin farkına vardıkça hayret edeceksiniz. Yukarıdaki şemada sizin de gördüğünüz gibi, her bir cümle başka bir cümleye mukabil yazılmış. Sırası bile aynı…
Hâlbuki yazılan metne bakmaksızın böyle bir takibi yapabilmek neredeyse mümkün değildir. Bir eseri yazan kişi, kalbine gelen manaları doğaçlama olarak yazar ve cümleleri arasında böyle bir ilişkiyi takip edemez. Bunu yapabilmek için, daha metin yazılmadan önce, metnin tamamının kişinin hafızasında olması gerekir. Demek, Üstadımız adeta hafızasında olan eserleri yazdırmış. Daha ilk cümleyi yazdırırken bütünü görmüş, ona göre bir tanzim yapmış.
Bu bölümde izahı gerektirecek kapalı bir cümle görmüyoruz. Cümlelerin tefekkürünü sizlere havale ediyoruz.

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap