“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)

Hücre zarı

Bitkilerin minerâl maddeleri kemiyet ve keyfiyet itiba­riyle seçerek aldıkları pek çok deneyle ispat edilmiştir. Bitki­nin seçme faaliyeti için hücre zarı ve çeperi özel bir yapıya sahip kılınmıştır. Bu yapı ihtiyaç duyulan maddelerin içeriye girmesine izin verirken, zararlı ve ihtiyaç harici maddelerin içeriye girmesine müsaade etmemektedir.

Bir stadyumdan içeriye girmek için kapıya yüklenen insanlar misâli, maddeler de bitkiye girmek için yüklenirler, ama içeriye giriş için hücre zarına bir bilet göstermek ve izin almaları gerekir. Eğer mine­râller gelişigüzel bitkiye girseler ve gelişigüzel çıksalardı, bu bitkinin ölümü olurdu.

Her tür kendi yapısına göre, ihtiyacı olan maddeleri seçip alacak özellikte yaratılmıştır. Bitkinin değişik safhalarda, de­ğişik mevsimlerde ve değişik muhitlerde minerâl seçiminin değiştiğini de unutmayalım.

Şimdi bir kıyas yapacağız; Bi­zimle hücre zarı arasında. Biz, mahlûkatın en akıllılarıyız, akıl bizde, ilim bizde, irfan bizde yine de günlük besin ihtiyacı­mızın ne olduğunu, bu ihtiyacımızı en mükemmel şekilde hangi besinlerden karşılayacağımızı ve ne nispetle almamız gerektiğini bilmeyiz. Bu bilgiye sahip olabilmek için, bes­lenme uzmanı veya doktor olmak, bunun içinde yıllarca oku­mak gerekir. Halbuki hücre zarı hiç bir okula gitmez, hatta onun kalem, defteri bile yoktur. Ama adeta bir beslenme uz­manı gibi çalışır.

Acaba bu işin hakiki failleri onlar mı?

Yoksa perde arka­sında bu işleri idare eden bir Rezzak-ı Hakim mi var?

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap