“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” Hz. Muhammed (S.A.V.)

Kanunlar kimin?

Kanun kendiliğinden iş göremez. Mutlaka her kanunu tatbik edecek kudret sahibi bir hâkim vardır.

Kanunlar kendiliğinden iş görebilseydi mahkemelerde hâkime lüzum kalmazdı. Tabiat kanunları; Cenab-ı Hakkın kâinatın sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi şeriatıdır ki, buna “tekvini şeriat” denir. O halde kâinattaki kanunları koyan ve o kanunlar ile hükmeden hâkim ancak Allah’tır.

Hikmetle yazılmış bir kitabın kâtibini veya sanatkârane yapılmış bir eserin sanatkârını aradığımızda, bize aradığımız kâtip veya sanatkârın kör birisi olduğu söylense inanmayız, hem kör hem de sağır olduğu söylense bu fikri katiyetle reddederiz. Hem kör, hem sağır, hem de şuursuz dense, bu iddiaya ancak güleriz, birde hayatsız olduğu ilave edilse, bu hurafeyi anlatacak söz bulamayız.

İşte kanunlar ve sebepler bu son iddiada belirtilen mevhum sanatkârdan başka bir şey değildirler.

Hem kördür, hem sağır, hem şuursuz ve hem de dilsizdir.

O halde nasıl şu kâinat kitabına kâtip, şu âlem eserine sanatkâr olabilirler?

PAYLAŞ:
Bu yazıya oy ver
Yorum yok

Yorum Yap